Categories: Sergi

Bir meydan okuma: Gözlerime Gülümserken Öylece Ölsen

Gözlerime Gülümserken Öylece Ölsen, aşkın, arzunun ve toplumsal baskıların sınırlarında gezinen duygusal bir haritayı gözler önüne seriyor. Rugül Serbest’in hem bedenini hem de iç dünyasını sanatsal bir yüzeye dönüştürdüğü bu işler, izleyiciyi duygusal ve estetik bir çatışmanın tam ortasına yerleştiriyor.

Sanatçı, aşkı “mantıksız sınırları olan, ulaşılmaz arzularla dolu bir kendini yok ediş” olarak tanımlıyor. Bu sergide aşk; hem ilahi hem gündelik, hem erotik hem yıkıcı bir formda karşımıza çıkıyor. Rafaello’dan Courbet’ye, Vermeer’den Caravaggio’ya uzanan sanat tarihsel referanslar, Serbest’in kişisel deneyimiyle birleşerek aşkın çok katmanlı doğasına ayna tutuyor.

Rugül Serbest, Pi Artworks İstanbul, 2025

“Aşk beni deli eder,” diyor Serbest.
“Bu lanetle, asla daha azıyla yetinmeyen benliğimle baş etmek zorundayım. Sanat da aşk gibi; hem cinayet hem intihar.”

Serbest’in resimleri, kadın sanatçıların tarih boyunca dışlandığı temsiliyet meselesini de merkezine alıyor. Cindy Sherman, Yoko Ono, Tracey Emin, Nil Yalter gibi isimlerin izinden giden Serbest, aşkı ve kadını yalnızca bir nesne değil, özne olarak konumlandırıyor.

Taner Ceylan: Bu sergide tam da bu savaşın içine düşüyoruz…

Serginin küratörlüğünü üstlenen sanatçı Taner Ceylan ise sergiyi şöyle tarif ediyor:

“Bu sergide tam da bu savaşın içine düşüyoruz. Cepheleri muallak ve değişken, silahları ise sert ve acımasız. Kelleler havada uçuşuyor, kalpler göğüslerinden sökülüyor. Bakışlar ruhları delip dağlıyor. Cinayet aletleri etrafa saçılmış… ve en büyük suçlu, gözlerime gülümserken ve ölmeyi başta hak eden baharın çiçekleri. Güller, sümbüller, laleler bir ağızdan acıyla: ‘Gözlerime gülümserken öylece ölsen,’ diye bahar ağıtını söylüyorlar.”

Sanatın bir özgürlük alanı olduğunu vurgulayan Ceylan, sanatçının bu alandaki varoluşunu şöyle tanımlıyor:

“Sanat, sanatçı için bir meydan okuma en başta. Öncelikle toplumla, ailesiyle ve çevresiyle bağlarını koparmak zorunda. Toplumlar sanatla ya baş eder ya da edemez… ama sonunda, yıllar geçse de barışmak zorunda kalır.”

Rugül Serbest, Kürşat Okutmuş

Gözlerime Gülümserken Öylece Ölsen, aşkın sınırlarını, arzunun şiddetini ve kadın olmanın sanat üzerindeki dönüşümünü yansıtan bir sergi. Acımasız bir monolog ve izleyiciyle yüzleşen cesur bir karşılaşma.

Sergi 28 Haziran 2025 tarihine kadar Pi Artworks İstanbul’da ziyaret edilebilir.
Galeri Salı’dan Cumartesi’ye 10.00 – 18.30 saatleri arasında açıktır.

phoebus.

Recent Posts

Güncel Fotoğrafa Panoramik Bir Bakış

Türkiye'deki güncel fotoğraf ve mercek tabanlı sanata dair tematik bir anlatı sunmayı amaçlayan "Panorama: Hayaller…

3 ay ago

Berlin’de Sahne Bizim Hikayelerin

Berlin'de Türk gecesi! Berlin Film Festivali’nde İlker Çatak’ın ‘Sarı Zarflar’ filmi, ‘Altın Ayı’ ödülünü kazandı.…

3 ay ago

Zamansız bir Karadeniz anlatısı: Loidevilla

Doğa, keşif ve sadeliğin yanı sıra deneyime de önem verenlerin Karadeniz'de yeni rotası Loidevilla, bir…

3 ay ago

‘İsimsiz Eserler Mezarlığı’ Slamdance’te yarışacak

Melik Kuru’nun yazıp yönettiği "İsimsiz Eserler Mezarlığı", Tallinn Black Nights Film Festivali’ndeki dünya prömiyerinin ardından…

3 ay ago

‘Kurtuluş’ dünya prömiyerini Berlinale’de yaptı

Emin Alper'in son filmi ‘Kurtuluş’, dünya prömiyerini 76. Berlin Film Festivali’nin Ana Yarışma bölümünde gerçekleştirdi.…

3 ay ago

Sanat Tarihi Derneği’nden 11 Dalda Ödül

İlk kez düzenlenen "Sanat Tarihi Derneği Ödülleri 2025" sahiplerini buldu. Sanat tarihi ve temas hâlindeki…

3 ay ago