Ayşegül Yalçıner, Kürşat Okutmuş
Celile; Nazım’ın uzun hapislik sürecinde, yüreği evladının özgürlüğü için çarpan bir annenin feryadı… Yaşadığı dönemin en cesur ressamlarından biri… Oğlu cezaevinde açlık grevi yaparken, baskılara aldırmadan eylem yapan güçlü bir kadın…
Ali Yalçıner’in yazdığı, 4 Sezonda 52 şehirde 300 kez sahnelenen, Ayşegül Yalçıner’e “Yılın En İyi Kadın Performansı” ve “Yılın Tiyatro Kadın Oyuncusu” ödüllerini getiren CELİLE’yi, sahnede Celile’ye hayat veren Ayşegül Yalçıner ile konuştuk…
kadın olmak zor,
kadın olmak zor zanaat bu memlekette
hep zordu…
zor olacak sanırım,
daima!
Oyunculuk serüveni nasıl başladı?
Çocukken annem sürekli oyunlara götürürdü. Sanırım 14 yaşındaydım. Çanakkale’de yazlıktayken, İzmir Ses Tiyatrosu turneye gelmişti. Ekiple tanıştım, yönetmene “çok oyun izliyorum” dedim. O da bana akşamki oyunda sen de oyna dedi. Nasıl dedim? “Doğaçlama yapacaksın” dedi. Şaka sandım önce. Değilmiş. Doğaçlamanın d’sini bilmeden attım kendim sahneye… İşte o gün bugündür hiç ara vermeden sahnedeyim.
Kadıköy Halk Tiyatrosu nasıl kuruldu?
Eşim, Ali Yalçıner ile uzun yıllar özel tiyatrolarda çalıştık. Ne zaman bir organizasyona oyun lazım olsa, beraber oturur yazar, çıkıp oynardık. Kendi tiyatromuzu kurmak hep aklımızdaydı. Zamanı geldiğinde de, tamam dedik ve Kadıköy Halk Tiyatrosu’nu kurup, kendi oyunlarımızı sahnelemeye başladık.
Kadıköy Halk Tiyatrosu’nun repertuarı güçlü kadın hikayeleri ile dolu… Bu bir tesadüf mü, tercih mi?
Bu bir tercih. Güçlü kadın hikayelerini tercih ediyoruz çünkü örnek teşkil etsin istiyoruz. Ben kadınlar sayesinde bir şeylerin değişeceğine inanıyorum. Fazla ataerkil bir sistem olduğu için bunu değiştirmek ve dönüştürmek için özellikle kadın hikayelerini tercih ettiğimizi söyleyebilirim.
Celile fikri nasıl doğdu?
Pandemide, büyük bir çaresizlik ve sıkışmışlığın içinde doğdu. Ali’nin kalabalık bir oyun fikri vardı ama şartlardan ötürü, tek kişilik bir oyunda karar kıldık. Daha önce sahneye taşınmamış bir hikayeydi Celile’nin hikayesi, hemen karar verdik ve çalışmaya başladık. Doğrusu bize de iyi geldi Celile. Hikayesine yoğunlaşıp akıl sağlığımızı koruduk bu süreçte!
Hazırlık süreci nasıl geçti?
Okumaların ardından ilk iş aileden Celile’nin torunu ve Nazım Hikmet’in yeğeni olan Ayşe Celile Yaltırım ve oğlu Murat Germen’e ulaştık. Harika bir buluşma oldu bizim için de. Onlardan teyit ettiğimiz bilgileri kullandık oyunda.
Nasıl bir kadın Celile?
Ateş gibi bir kadın. Hem kendi yanıyor hem de etrafını yakıyor. Her şeyden önce Nazım’ın annesi, Nazım’ı yetiştirmiş bir kadın. “Güçlü olmalıyım” diyor ve hem oğluna hem de kendisine yol açıyor. Öyle bir dönemde nü resim yapmak çok cüretkar değil mi? Üstelik resimlerini alanlara “bunları yatak odanıza değil, salonunuzun görünen yerlerine asın” diyor. Kendi doğrularıyla hayatını sürdüren güçlü bir kadın Celile. Nazım’ın da o kadar güçlü olmasının nedenlerinden biri Celile olmalı…
Peki oyundan bahsedelim biraz da…
Nazım haksız yere hapiste. Oyunun hemen hemen tamamı bu dönemi anlatıyor. Bir gün bile insanın işlemediği bir suç yüzünden hapiste yatması korkunç bir şey. Bu haksızlığa karşı Nazım içerde, annesi dışarda açlık grevine giriyor. Celile, İsmet İnönü’ye mektuplar yazıyor, aydınlardan imzalar topluyor, eylem yapıyor.
Elinde oğluna özgürlük isteyen pankart, Galata Köprüsü üzerinde, etrafında ona destek olan kalabalıkla yürüyen, oğlu için savaşan bir anne… Ali bu sahneyi yazarken, “Cumartesi Anneleri”ni, hala bulunamamış kayıp çocukları düşündü!
4 sezon yüzlerce temsil… Büyük bir başarı!
Doğrusu Celile’ye başlarken bu kadar uzun süreceğini tahmin etmemiştik. Ama seyirci o kadar sevdi ve sahiplendi ki Celile’yi, bu ilgi her sezon sonu “bir sezon daha” dedirtti bize. Mesela Ferhan Şensoy’un uzun yıllar süren oyunlarını hayranlıkla takip ederdim. Seyirci sahiplenmeden bu mümkün değil! Bizim için de, daha doğrusu Celile için de bu böyle oldu.
Bir de, “bu benim düşüncem- o dönem yaşananlar hala günümüz Türkiye’sinde de yaşandığı için insanlar sahiplendi oyunu. Bu korkunç bir şey ama böyle! Ki, zaten bizler de bir şeyler değişsin diye tiyatro yapıyoruz. Ve değişecek.
Bir hayli ödül de getirdi Celile…
Celile öncesinde Mor ve Sivas’a Ağıt oyunlarımızla da ödüller almıştık. Celile ile de Yeni Tiyatro Dergisi “Yılın Kadın Performansı”, Tiyatro Gazetesi “Yılın Tiyatro Kadın Oyuncusu” gibi yeni ödüller eklendi bunlara. 4 yılda 52 şehir ve 300’e yaklaşan temsil… Celile’nin benim için en büyük ödülü, işte bu, yani hala oynanıyor olması.
Bugün Celile’yi tarihi bir tiyatroda, Şişli Halk Tiyatrosu’nda sahnelediniz… Burada olmak nasıl bir duygu?
Dünün “Gazanfer Özcan – Gönül Ülkü Tiyatrosu”… Kimler sahneye çıkmamış ki burada. Kuliste diyorum ki Genco Erkal, Gazanfer Özcan, Adile Naşit giyinmiş burada. İster istemez izleri izleriniz oluyor. Hala çok mistik ve doğrusu hayli heyecanlandırıyor.
Peki yeniden dönelim Kadıköy Halk Tiyatrosu’na… Hangi oyunlar devam ediyor? Yeni sürprizler var mı?
Sivas’a Ağıt devam ediyor, “Frida Kahlo Müzikali” var, o devam ediyor. Biliyorsunuz, Seray Gözler’le oynadığımız yeni oyunumuz “Müzeyyen, Benzemez Kimse Sana” başladı ve harika gidiyor.
Çok teşekkürler Ayşegül… Harika oyunları izlemeye devam edeceğiz…
Ben teşekkür ederim. Tiyatro severleri oyunlarımıza bekliyor, sevgilerimizi gönderiyoruz.
Türkiye'deki güncel fotoğraf ve mercek tabanlı sanata dair tematik bir anlatı sunmayı amaçlayan "Panorama: Hayaller…
Berlin'de Türk gecesi! Berlin Film Festivali’nde İlker Çatak’ın ‘Sarı Zarflar’ filmi, ‘Altın Ayı’ ödülünü kazandı.…
Doğa, keşif ve sadeliğin yanı sıra deneyime de önem verenlerin Karadeniz'de yeni rotası Loidevilla, bir…
Melik Kuru’nun yazıp yönettiği "İsimsiz Eserler Mezarlığı", Tallinn Black Nights Film Festivali’ndeki dünya prömiyerinin ardından…
Emin Alper'in son filmi ‘Kurtuluş’, dünya prömiyerini 76. Berlin Film Festivali’nin Ana Yarışma bölümünde gerçekleştirdi.…
İlk kez düzenlenen "Sanat Tarihi Derneği Ödülleri 2025" sahiplerini buldu. Sanat tarihi ve temas hâlindeki…