Categories: Yazı

İstanbullu şair Chenier’in izinde

Paul Tavukcu, bir komisyoncu.
Osmanlı Bankası taşınıp katlar boşalınca; hana yerleşen ilk kiracı o.
Külliyat-ı Kavanin’in yazarı Sarkis Karakoç
Kimya laboratuvarı sırtında, hanın kapısına dayanan bir diğer isim Vahan Manukyan
Doktor Lewis Mizzi, mimarlar Hovsep Aznavur, Giulio Mongeri, Antoine Perpignani ve Eduardo de Nari…
Annuire Oriental isimli ticaret yıllıklarından göze çarpan ilk han sakinleri bunlar…

bir yapıya kaç insan,
kaç hikaye,
kaç hayat sığar?

Hanın tarihi uzun.
Peşine düşülecek insan hikayesi çok.
Oysa bir şair var, ömrü kısa.
Önceliği ona verdim.

Andre Cheenier’nin tutukluluk yıllarında yapıldığı söylenen ve bilinen tek portresi

Osmanlı Bankası çalışanlarından Rene du Parquet, handa geçirdiği zamanı “İstanbul’da Bir Yıl” adlı kitapta toplar.

O anılar sarmalından birkaç satır, bizim İstanbullu-Galatalı şaire yolculuğumuzun başlangıcı olsun:

“Güneyden bir sokağın sınırladığı müştemilatın bir kısmı Bank-ı Osmani-i Şahane’ye kiralanmış. Fransa’nın duvara gömülü üç zambaklı eski armasını fark edeceğiniz bina, bir zamanlar konsolosluk binamızdı. Bankaya girecek olursanız bugün gişe olarak hizmet veren bir oda göstereyim, 16. Louis döneminde Mösyö Chenier İstanbul konsolosuyken oğulları, iki büyük şair Marie-Joseph ve Andre bu odada doğdular ve sonradan buralardan ayrılıp biri devrimin idam sehpasında ölürken, diğeri de Paris’in gri gökyüzünün altında kendi köşesine çekilmiş ve unutulmuş olarak neredeyse günümüze kadar yaşamıştır.” 1864-1865

Parguet’in notlarına göre Fransız devriminin romantik şairi Andre Chenier, Galata’da, Saint Pierre Han’da dünyaya gelmişti. Oysa şairin doğduğu yıl 1762. Yani o tarihte henüz han inşa edilmemiş.

Peki, nasıl oluyordu da şair bu hanla anılır olmuştu?

Cheenier’lerin İstanbul macerasını başlatan hesaplanamayan bir aşktır aslında. Şairin tüccar babası Louis Chenier, ticaret için geldiği İstanbul’da Yunan asıllı Rum güzel Elisabeth Santi Lomaca’ya aşık olunca geri dönemez. Peşinden sürüklendiği aşk, onu bir süreliğine İstanbullu yapar. Evlilik sonrası Fransız elçiliğinin ticaret ateşesi olarak atanır ve bugünkü Saint Pierre Han’ın yerinde bulunan ahşap evlerden birine yerleşir genç çift. İşte o ahşap evde dünyaya gelir Andre. (30 Ekim 1762)

1765 yılında Paris’e taşınır Chenier’ler. Henüz 3 yaşındadır Andre. Doğduğu ve sadece 3 yıl yaşadığı İstanbul’u hiç unutmayacak, kısa sürecek hayatının her anında İstanbullu olduğunu söyleyecek ama bir daha dönemeyecektir doğduğu kente. O gün, Paris yolculuğu öncesi Saint Pierre Kilisesi’nde vaftiz edilir. Kilise arşivlerinde korunan o kayıt, şairin İstanbul günlerine dair tek belge olarak kalacaktır.

1850’li yıllarda Galata surları ve kulesi

Cheenier’lerin vedasından altı yıl sonra Galata, İstanbul’un büyük yangınlarından birini yaşar. (8 Şubat 1771) O gün, alevlerin sarıp küle çevirdiği yapılardan biri de Fransız Ticaret Temsilciliği’ne ait Chenier’lerin yaşadığı ahşap evdir.

Chenier’lerin İstanbul anıları yangınla birlikte yok oldu derken, ahşap ve kırılgan hikaye Fransız Elçisinin aynı araziye kesme taştan inşa edilecek yeni bir yapının müjdesi ile şekil değiştirir. İşte, Galata’da yükselecek o yeni yapılar zincirinin birinin adıdır Saint Pierre Han. Hanın üzerine Saint Pierre’i inşa ettiren Fransız sefir Comte de Saint Priest’in ve Bourbon hanedanının üç zambaklı amblemi yerleştirilir. Hanın taş duvarlarına bir mermer levha daha asılacaktır ama henüz değil!

Gelin, hikayenin devamı için Paris’e uzanalım. Çünkü kendi dönemese de Andre Chenier’i şöhrete ulaştırarak, ruhunu yeniden İstanbul’a geri getirecek olaylar Paris’te çoktan başlamıştır bile…

Fransız Devrimi coşkuyla, nefretle, umutla doğar ülkede…
Genç şair, ihtilalin gerçekleşmesine hatipliği ve gazetelerde kaleme aldığı ateşli yazılar ile önemli katkılar sunar. Devrimin gerçekleşmesi ile ülkede monarşi son bulsa da hemen sonrasında başlayan aşırılıklar genç şairin ruhuna fazla gelir.

Büyük umutlar beslediği devrim sonrası yaşananlar onu düş kırıklığına uğratmış olacak ki, tutamaz dilini. Şiirleri ile protesto etmeye başlar olan biteni…

Tutuklanan bir kadının kaçmasına yardım edişi ve idam kararlarına “hiçbir suç ölüm cezasını gerektirecek kadar büyük değildir” çıkışı, önce hapse, sonra giyotine götürür onu.

Henüz 32 yaşındadır.

Devrim arkadaşları idam yolunda son bir şans verir ama o ‘yaşam hakkı’ fikrinden vazgeçmez.

Devrim kendi çocuklarından birini daha yok etmeye hazırlanırken, o başını ellerini arasına alır ve ‘bu kafanın içinde daha çok şey vardı’ demekle yetinir…

Bunlar İstanbul’da doğup, Paris’te idam edilen şairin son sözleridir.

(25 Temmuz 1794)

Parquet’in anılarında yer verdiği ve de Andre Chenier’nin Saint Pierre Han’ın bir odasında doğduğuna dair rivayetin izini süren ilk isim, Stamboul gazetesinin sahibi ve başyazarı Regis Delbeuf’tir.

Delbeuf, İstanbul’un önde gelen mimarlarından Alexandre Vallaury’ye hazırlattığı mermer levhayı hana astırır.

Levhanın üzerinde “Andre Chenier naquit dans cette maison le 30 Octobre 1762” yani “Andre Chenier 30 Ekim 1762’de bu evde doğmuştur” yazar.

Tarihi handa o levhayla karşılaşanlara genç şairin izin sürdürende işte bu levha olur. Yalan da değildir! Andree Chenier, St. Pierre Han’da doğmuştur.

Andre Chenier’nin doğumuna dair Saint Pierre Han’ın cephesine yerleştirilen levha

Kısa süren ömrü boyunca kendisini İstanbullu olarak tanıtan Andre Chenier’in adı Sorbonne Üniversitesi’nin şeref listesine de “Constantinopolitanus” yani “İstanbullu” ünvanıyla kaydedilir.

1986 yılında Umberto Giordana 4 perdelik Andre Chenier Operası‘nı besteler.

1997 yapımı Philadelphia filminde Tom Hanks, operanın en duygusal aryası eşliğinde görülür. O sahne Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu Oscar’ını kazandırır.

Haksız ve zamansız ölümü sadece Fransız entellektüellerini değil, Türk şairlerini de etkiler.

Andre Chenier’nin şiirlerini Türkçeye çeviren ve yazdığı yazılarla şairi Türkçede ilk kez okurla buluşturan isim ise bir başka şair, Orhan Veli olur.

Salâh Birsel Meyhane adlı şiirinde anar genç şairi:

Ozan Andre Chenier’yi
İkiye böldüğünden beri giyotin
Kurum satıyorsa meydanlarında Paris’in
Ozan kardeş hadi hop
Sende uzat boynunu
Eş dost beklemesin.

Sunay Akın’da Giyotin adlı şiirinde anar İstanbullu şairi:

Andre Chenier’in başı Paris’te,
göbeği İstanbul’da kesildi.

Gelin bu İstanbullu şaire, tutukluluk günlerinde yazdığı hüzün dolu dizelerle son bir selam gönderelim:

Canlanır son ışık ve tatlı rüzgârlar gibi,
Gözümde güzel günler,
Dibinde giyotinin üflerim neyimi,
Deyip neylersin kader,

Düşünmeden kendimi, çürüyüp gideceğim,
Bu karanlık çukurda
Benim de kaderim bu!
Alışalım unutmaya

Ölüm uykusuyla kapanacak ah gözlerim
Gideceğim bir anda
Son şiirlerim bunlar benim
Dört duvar arasında.

Kürşat Okutmuş

Journalist Author. TV News Editor.

Recent Posts

Güncel Fotoğrafa Panoramik Bir Bakış

Türkiye'deki güncel fotoğraf ve mercek tabanlı sanata dair tematik bir anlatı sunmayı amaçlayan "Panorama: Hayaller…

3 ay ago

Berlin’de Sahne Bizim Hikayelerin

Berlin'de Türk gecesi! Berlin Film Festivali’nde İlker Çatak’ın ‘Sarı Zarflar’ filmi, ‘Altın Ayı’ ödülünü kazandı.…

3 ay ago

Zamansız bir Karadeniz anlatısı: Loidevilla

Doğa, keşif ve sadeliğin yanı sıra deneyime de önem verenlerin Karadeniz'de yeni rotası Loidevilla, bir…

3 ay ago

‘İsimsiz Eserler Mezarlığı’ Slamdance’te yarışacak

Melik Kuru’nun yazıp yönettiği "İsimsiz Eserler Mezarlığı", Tallinn Black Nights Film Festivali’ndeki dünya prömiyerinin ardından…

3 ay ago

‘Kurtuluş’ dünya prömiyerini Berlinale’de yaptı

Emin Alper'in son filmi ‘Kurtuluş’, dünya prömiyerini 76. Berlin Film Festivali’nin Ana Yarışma bölümünde gerçekleştirdi.…

3 ay ago

Sanat Tarihi Derneği’nden 11 Dalda Ödül

İlk kez düzenlenen "Sanat Tarihi Derneği Ödülleri 2025" sahiplerini buldu. Sanat tarihi ve temas hâlindeki…

3 ay ago