Ve hayat, Haldun Dormen’siz kaldı

Türk tiyatrosunun efsane ismi Haldun Dormen, 97 yaşında hayata veda etti. Vasiyeti üzerine Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde düzenlenen törende ünlü isimler akın etti. En duygusal an ise oğlu Ömer Dormen’in sahnedeki konuşması oldu.

72 yıllık sanat hayatına sayısız tiyatro oyunu ve yüzlerce öğrenci sığdıran usta sanatçı Haldun Dormen, 21 Ocak’ta hayatını kaybetti. Enfeksiyon nedeniyle bir süredir hastanede tedavi gören Dormen’in vefat haberini oğlu Ömer Dormen, sosyal medya hesabından duyurmuş ve sanat dünyasını yasa boğmuştu. Usta sanatçı için, vasiyeti üzerine Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde veda töreni düzenlendi.

Ömer Dormen hem ağlattı hem gülümsetti

Törenin en duygusal anı ise Haldun Dormen’in oğlu Ömer Dormen’in sahneye çıkarak yaptığı konuşma oldu. Babasını hem hüzünle hem de onun karakterine yakışır bir tebessümle anlatan Dormen, salondaki herkesi hem ağlattı hem gülümsetti:

“Yoğun bakıma girdi üç hafta önce. Oksijen maskesi vardı. Dedim ki ‘Baba, buradan çıkınca bir ara sigara, içki ve gezmelere ara vermen gerekiyor.’ O meşhur Haldun Dormen bakışıyla maskeyi çıkardı ve dedi ki: ‘Ben o zaman burada kalıyorum.’

O, hayatı hiç ertelemeyen, sonuna kadar yaşayan biriydi. Hayatı kucaklayan, insanları bir araya getiren, kocaman bir aile yaratan biriydi. Bugün onun gidişine ağlamak yerine, bize bıraktığı anıları hatırlayıp gülümseyelim.

Kabul ediyorum, tiyatro onun önceliğiydi, tutkusuydu ama o bu tutkuyu herkesi dışarıda bırakarak yaşamadı. Aksine azmiyle, enerjisiyle, kapsayıcı, paylaşımcı tavrıyla hepimizi o tutkunun bir parçası yaptı. Dolayısıyla Dormen ailesi kocaman bir aile oldu.

Ölene kadar üretmek nedir hepimize gösterdi. Sadece bundan 1-2 ay önce, bir ziyaretimde Broadway’de bir müzikal yapma hayalindeydi. Bir şeye inandı mı sonuna kadar arkasında dururdu, asla vazgeçmezdi.”

Kortay: Türk tiyatrosu babasını kaybetti

Sanatçı Göksel Kortay ise tiyatronun ışığının söndüğünü, karanlıkta kaldıklarını ifade ederek, “Hiç keşkeleri yoktu. En olumsuz olaylar karşısında derhal bir beyaz sayfa açar ve ‘Evet şekerim, şimdi ne yapıyoruz?’ derdi. Asla arkasına bakmazdı. İnatla, inançla, cesaretle, ümitle, hayalleriyle hep ileriye, ileriye, ileriye yürürdü.” görüşünü paylaştı.

Bir diğer özelliğinin de paylaşımcılığı olduğunu aktaran Kortay, “Her şeyini paylaşırdı, yaşamını, evini, sofrasını, yemeğini, tiyatrosunu, bilgilerini, kitaplarını. Paylaşabilecek ne varsa paylaşırdı. Bir de yaşam biçimini paylaşırdı ama bunu öyle belirgin bir şekilde yapmazdı. O konuşurdu, anlatırdı, çevresinde olanlar eğer alabiliyorlarsa üzerlerine düşen payı oradan alırlardı.” şeklinde konuştu.

Serezli: Hocamı, yönetmenimi, dostumu kaybettim

Oyuncu Nevra Serezli, Haldun Dormen’in Türk tiyatrosuna katkılarının saymakla bitmeyeceğini vurgulayarak, “Çok üzgünüm, çünkü çok şey kaybettim. Ben geçmişimi, hocamı, yönetmenimi, rol arkadaşımı, yazarımı, dostumu, eğlendiğim, dertleştiğim, fikir aldığım insanı, en önemlisi mutluluğuma sebep olan insanı kaybettim. Ben Metin’in (Serezli) diğer yarısını kaybettim. 13 yıldır büyük acılar çekmiştim, maalesef şimdi yine aynı acıyı çekiyorum. Hepimizin başı sağ olsun.” sözlerini aktardı.

Evgin: Ona hiç ölmeyecekmiş gibi bakıyordum

Sanatçı Erol Evgin, Dormen’in 50 yıllık dostu olduğunu dile getirerek, “Hocam, çok değerli dostum ve arkadaşım Haldun Dormen’i yitirmenin acısı hakikaten çok büyük. Ona hiç ölmeyecekmiş gibi bakıyordum ben. 1979-80 yılında ‘Hisseli Harikalar Kumpanyası’ müzikali ile yakınlaştık. Üç yıl iki müzikal oynadık. Dostluğumuz orada derinleşti.” dedi.

Ergenç: Bugün bu işi yapıyor olmamın en önemli sebebi

Oyuncu Halit Ergenç de Dormen’in kendisi için çok özel bir insan olduğunu belirterek, “Şu anki hayatıma katkısı çok büyüktür. Bugün bu işi, bu şekilde yapıyor olmamın en önemli sebebi. Hepimizin büyük kaybı. Çünkü çok fazla insana dokunmuş ve çok fazla insanın hayatındaki kendi isteklerini, hayallerini gerçekleştirmesine yardımcı olmuş bir insandı.” görüşünü paylaştı.

Oyuncu Mert Fırat ise birçok insanın ufkunu açan, son güne kadar tiyatro düşünen ve herkese de sahne açan, cesaretlendiren, bir ustayı, tiyatro insanını kaybettiklerini söyledi.

Daha sonra Dormen’in cenazesi, Edirnekapı Mezarlığı’nda bulunan aile kabristanlığına defnedildi.

Layık olabildiysem ne mutlu bana…

Dormen’in, 70. sanat yılı renkli bir etkinlikle kutlanmış, o akşam Haldun Dormen duygularını şöyle dile getirmişti:

70 sanat yılımı muhteşem bir biçimde bana yaşatan aileme, seyircilerime, öğrencilerime ve yardımcılarıma nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum. Özellikle, bu gecenin var olması için fedakarca emek veren, Kerem Atabeyoğlu, Ali Gökmen Altuğ, Dormen Akademi’yi var eden Hüseyin&Ekin Gülhuy, harika piyanistim Serpil Günseli, benimle birlikte Afife Ödülleri’ni yaratan Murat Ovalı, belgeselimin yönetmeni Selçuk Metin, ışık tasarımda Ayşe Sedef Ayter, dekor tasarımda Barış Dinçel, 44 yıldır beraber çalıştığım Doğan Akgül, benimle yorulmadan çalışan asistanım Osman Yılmaz’a minnettarım…

Oğlum Ömer’in güzel konuşması, torunum Alya’nın sürpriz olarak Londra’dan gelip sahnede dans etmesi ve bütün Dormencilerin sahnede olması beni çok mutlu etti.

Katkılarından dolayı Vehbi Koç Vakfı’na, İBB Kültür Daire Başkanlığı’na, bize ev sahipliği yapan Cemal Reşit Rey Konser Salonu ekibine, Dormen Akademi’ye, iletişim çalışmaları için Banu Zeytinoğlu ve Bkz iletişim ekibine teşekkürlerimi sunuyorum.

Çeşitli ülkelerden yalnızca bu geceye katılmak için gelen dostlarıma da sevgilerimi sunuyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar…

Bu harika geceye layık olabildiysem ne mutlu bana…

Düşünceni Paylaş

Your email address will not be published.

Önceki Hikaye

İşte geleceğin kadın yıldızları!

Sonraki Hikaye

Sanat Tarihi Derneği’nden 11 Dalda Ödül

Sanat

Kıraç’la tufan zamanı

Gün gelip evrenin bir yerinde saklı kalmış güzel şarkıları dinleyemeyeceği için üzülen biri o… Bu nedenle