Nasip ve Nuri İyem
Bu yazın en ses getiren buluşmalardan biriydi, Casa Botter’deki Nuri İyem sergisi. Yankıları sürerken hem o sergiyi hem de bu topraklarda yaşanmış en çılgın gezici serginin hikayesini dinleyip yazmak için İyem ailesinin kapısını çaldım…
Şöyle ki, 90’lı yıllar… Projenin heyecanını iliklerine kadar hisseden organizasyon komitesi, turneyi Cumhuriyet’in 75. Yılında “Anadolu’ya şükran borcu” olarak görüyor, Milliyet Gazetesi’ne verilen reklamla, sergi ve orkestranın gezeceği şehirleri tarih tarih duyurarak, bölge halkını festivale davet ediyordu…
Ülkenin en değerli ressamlarından Nuri İyem resimlerini, ülkenin yine en değerli ve özgün sanat projesi olan Bilkent Senfoni Orkestrası ile 5 otobüslük bir kafileyle Anadolu yollarına çıkarmak, nereden baksanız çılgınca!
Başkent Ankara’dan başlayıp, Anadolu’ya şükran borcunu ödemek için yola çıkacak proje, İyem ailesine nasıl ulaşmıştı? Hangi hazırlıklar yapıldı? Yollarda, şehirlerde neler yaşandı? Gezici sergiden tam 26 yıl sonra, en ulaşılır noktada, İstiklal Caddesi’nde ki Nuri İyem sergisi hangi izleri bıraktı? İşte tüm bunları Ümit İyem, Osman Nuri İyem ve Cem Ergül ile konuştuk…
Yıl 1998… Proje teklifini ilk duyduğunuzda neler hissettiniz?
Ümit İyem: Çok cesaret isteyen, bir o kadar da heyecanlı ve müthiş bir projeydi. Bilkent Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi’nin kurucusu değerli piyanist Prof. Ersin Onay hocanın fikriydi. Bilkent Senfoni Orkestrası Anadolu Müzik Festivali kapsamında, ülkeyi baştan sona gezip konserler verecekti.
Ersin hoca, bu yolculukta bir Nuri İyem sergisi de istiyordu. Bizlere bu teklifi yaptığında çok mutlu olduk.
Hazırlık aşamasında neler yaşandı?
Ümit İyem: Hemen Nuri İyem koleksiyonumuzdan bir seçki yaptık. Ersin Onay hocayı tanıyanlar bilir, inanılmaz titiz biriydi. Tüm talep ve endişelerimize olumlu dönüşler yaptı. Her detayla tek tek ilgilendi. Galerimizin temel direği Cem Ergül bu işlerde görevlendirildi. Ayaklı pano, ışık gibi teknik detaylar hazırlandı. Cem, seçilen tüm eserleri paketledi, hazırladı, sonra da orkestrasının peşine takıldı. Sergi de turneye bu şekilde çıkmış oldu.
Bugünden bakınca, çok zor bir proje…
Ümit İyem: Koca bir orkestra ve bir sergiyi kent kent dolaştırmak… Evet, zor ve de cesur bir projeydi. O günden sonra zaten kimse bir daha böyle bir projeye cesaret edemedi. Cumhuriyetin ilk yıllarında da, o günün şartlarında genç cumhuriyetin aydınlarını, sanatçılarını Anadolu şehirlerine gönderip, o şehirlerde ürettikleri eserleri tekrar halkla buluşturmayı amaçlamışlar. Ben o projeye benzetirim hep. Bu yüzden de Ersin Onay hocaya minnettarım.
Siz de katıldınız değil mi?
Ümit İyem: Tabi ki. Eşim Evin ile Kapadokya’ya gitmiştik. Göreme’de bir vadide, açık havada, gece, çok güzel bir akşam yaşadık o gün. Konsere, sergiye halkın katılımı ve coşkusu harikaydı.
O yolculukta Nuri İyem resimlerinden ve de sergilemeden sorumlu kişi Cem Ergül’dü. Siz nasıl haberdar oldunuz projeden?
Cem Ergül: Yeni evlenmiştim, Ümit bey “hazırlan Güneydoğu’ya balayına gidiyorsun” dedi. Ben önce şaka yapıyor zannettim ama değilmiş!
Bagajda Nuri İyem tabloları, dışarda dayanılmaz bir sıcaklık… Bu yolculuğa, duraklara döneceğim ama öncesinde İyem ailesi ile nasıl tanıştınız? Evin Sanat Galerisi ekibine nasıl dahil oldunuz? Bu buluşma ile başlayalım mı?
Cem Ergül: Tabi ki. Rahmetli babam TÜYAP’ta elektrik teknisyeni olarak çalışıyordu. Bir yandan iş arıyorum, bir yandan da yardım için babamın yanına gidiyorum. İşte o günlerin birinde, yine babamın yanına uğradığım bir gün, Ümit İyem beyle tanıştım. Babama beni sormuş, galeri yeni açılmış (1996) ve çalışacak birine ihtiyaç var. İşte o gün, Bebek’te Evin Sanat Galerisi’ne geldim. O gün bugündür buradayım. Tam 28 yıl olmuş. Geçen zamanda bu güzel ailenin bir ferdi oldum.
Uzun süre Nuri İyem ile zaman geçirme şansın oldu. Neler hatırlıyorsun?
Cem Ergül: Çok değerli bir sanatçı, çok değerli bir büyüğümüzdü. Atölyesine gittiğim zaman, çekindiğimi fark eder, “evlat çekinme, rahat ol, ne sormak istersen sorabilirsin” derdi. Dünya tatlısı bir insandı. Nurlar içinde yatsın, kendisinden çok şey öğrendim. Benim adıma çok değerli bir 9 yıldı. Bu anlamda çok şanslı hissediyorum kendimi.
Senfonik yolculuğa dönersek, nasıl başladı yolculuk?
Cem Ergül: 25 Nuri İyem tablosu seçilmişti. Her biri için özel kasalar hazırladık. Sonra da otobüsün bagajına yerleştirip yola çıktık. Kafilede 5 otobüs vardı. Resimler hangi otobüste ise ben de o otobüse biniyordum. Tablolar için endişeliydim. Otobüs şoförünü, yavaş olması için o kadar uyarı yapmışım ki, sonunda gelip “aynı zamanda can taşıyorum” demişti! Sonra zaten yol güzelleşti, endişeler ortadan kalktı, sıcak dışında çok keyifli bir yolculuğa dönüştü.
Sıcak dışında başka zorluklar da olmalı…
Cem Ergül: O günün otobüsleri, “klima hortumu patladı” dedi kaptan! 50 derecelere varan sıcaklar. Bir de sıkıntılı yıllar. Akşam seyahat için izin verilmeyen bölgeler oluyordu. Tüm bunlara rağmen planlandığı gibi, eksiksiz, sorunsuz bir gezi oldu…
Sergi alanları nasıldı?
Cem Ergül: Sergi alanları, gittiğimiz şehirlerde ayarlanan salon ve mekanlara göre şekil alıyordu. Orkestra konsere hazırlanırken, ben de sergiyi hazırlıyordum. Salonlar kolaydı ama bazı şehirlerde organizasyon meydan veya stadyumlara planlanmıştı. Tabloların rüzgardan uçmaması, zarar görmemesi için heyecanlı anlar yaşadım! Şırnak’ta mesela alan çok küçüktü. Orkestra yarı yarıya azaltıldı. Sergiyi de öyle planladık.
Şehirleri tek tek düşünürsek, neler hatırlıyorsun?
Cem Ergül: En yoğun ilgiyi Mardin’de yaşadık. Gerek konser gerekse sergiye büyük bir ilgi oldu. Şanlıurfa’da konser bitince, “çok yorgunuz” desek dahi, dinletemedik, hepimizi alıp sıra gecesine götürdüler. Konya’da konser sırasında ezan okununca, her yerde olduğu gibi, şef hemen durdurdu müziği. Stadyumda öyle bir alkış koptu ki, anlatamam. Hem senfonik müzik hem de Nuri İyem sergimiz, bölge insanı tarafından ilgiyle izlendi. Bizlere de bu harika anılar kaldı.
Casa Botter’de düzenlenen son Nuri İyem sergisini konuşacağız ama öncesinde, bu çılgın gezici sergiyi sana da sormak istiyorum. Sanırım o yıllarda çok küçüksün, neler hatırlıyorsun?
Osman Nuri İyem: 11 yaşındayım. Süreci hayal meyal hatırlıyorum. Evin Sanat Galeri’sinin ilk yılları, ben de galeriye yeni yeni gidip geliyorum. Hatırladıklarımın bizzat şahidi miyim yoksa anlatılanlardan mı biliyorum tam emin değilim! Ama şunu söyleyebilirim: Annem bu projeden her zaman keyifle bahsederdi. Hayatında en önem verdiği birkaç projeden biriydi. Ne zaman bir sohbet veya röportajda, en çok heyecanlandığı projeler sorulsa, bu gezici sergiden bahsederdi. Bugün görebilseydi ki, yeniden bu projeye dair bir şeyler yazılıyor, hatırlanıp bahsediliyor, çok mutlu olur, sizlere de çok teşekkür ederdi. Aynı şekilde benim için de öyle, çünkü hala hepimize ilham verebilecek bir proje.
Şu an böyle bir proje yapılabilir mi?
Osman Nuri İyem: Bilemiyorum. “Hadi yapalım” dense, galiba hemen cevap veremem. Nakliyesi, ekibi bir şekilde hallolur ama mesela düşünüyorum; o resimleri bugünkü bedeller ile böyle bir proje için sigortalatmaya çalışsanız, sanırım birçok sigorta şirketi olumlu dönüş yapmaz diye düşünüyorum! Onlarca şehir, orkestrası, sergisi, o gün için çok kıymetli, bugün için ise çok zor bir proje.
O zaman bugün için olabilene, güncel Casa Botter’deki Nuri İyem sergisine dönelim…
Osman Nuri İyem: Proje konuşmasını çok önceden yapmıştık. İBB heyecanlıydı, biz de heyecanlandık. Bizim için de harika bir süreçti. Casa Botter zaten büyüleyici, etkileyici bir yapı. Nuri İyem’in hayatında çok yer kaplayan Asmalı Mescit’in hemen karşısında olması, nostaljik bir hava da kattı. Harika bir sergi oldu.
2024 yazının en çok gezilen, bahsedilen sergisiydi…
Osman Nuri İyem: Beyoğlu’nda, İstiklal’de olması erişilebilir kıldı. Sergiyi ilk 3-4 hafta sanat izleyicisi gezdi ama sonrasında, yaz boyunca, daha önce hiç Nuri İyem sergisi gezmemiş izleyiciler de dahil, hatırı sayılır bir ilgiyle karşılaştı… Bizi en çok heyecanlandıran, Anadolu kadınları ile özdeşleşen Nuri İyem’in bu sergide figüratif işleri, peyzajları, soyut resimleri, yani her döneminden işlerinin bir arada yer alması oldu. Bu anlamda başta serginin küratörü Levent Çalıkoğlu olmak üzere tüm ekibe, İBB Kültür ve İBB Miras’a çok teşekkür ediyorum.
Türkiye'deki güncel fotoğraf ve mercek tabanlı sanata dair tematik bir anlatı sunmayı amaçlayan "Panorama: Hayaller…
Berlin'de Türk gecesi! Berlin Film Festivali’nde İlker Çatak’ın ‘Sarı Zarflar’ filmi, ‘Altın Ayı’ ödülünü kazandı.…
Doğa, keşif ve sadeliğin yanı sıra deneyime de önem verenlerin Karadeniz'de yeni rotası Loidevilla, bir…
Melik Kuru’nun yazıp yönettiği "İsimsiz Eserler Mezarlığı", Tallinn Black Nights Film Festivali’ndeki dünya prömiyerinin ardından…
Emin Alper'in son filmi ‘Kurtuluş’, dünya prömiyerini 76. Berlin Film Festivali’nin Ana Yarışma bölümünde gerçekleştirdi.…
İlk kez düzenlenen "Sanat Tarihi Derneği Ödülleri 2025" sahiplerini buldu. Sanat tarihi ve temas hâlindeki…
View Comments
Keyifle okudum elinize sağlık