Hüseyin Sermet müzik eğitimi için yurt dışına gönderilmiş harika çocuklardan biri… Piyano virtüözlüğü kadar besteciliğiyle de tanınan Sermet, dünyanın birçok önemli salonlarında konserler verdi. 50 yılı aşkın süredir Fransa’da yaşıyor. Bugün ise İstanbul’da.
Yapı Kredi Sanat Festivali’nde Ravel ve Chopin’e ait parçaları seslendirecek. O, müzikseverleri seslerin kristal dünyasına götürmeden, yanına vardım. Onu Avrupa’ya taşıyan yasadan müzik hayatına, klasik müzik dinleyicisine bakışından sahnede yaşadıklarına pek çok merak ettiğimi sordum….
– Sanırım her zaman “harika çocuklardan biri” olarak anılacaksınız… “Yeter ama” dediğiniz oluyor mu?
– Olmuyor! Bir kanun vardı, ben de o kanundan faydalanan son iki kişiden biri olmuştum. İşin komik tarafı bu kanun hala var ama işlemiyor…
– Nedenleri olmalı…
– Evet. Gidenler dönmek istemeyince ‘madem öyle, işte böyle’ denildi. Fakat kanun halen varlığını koruyor. Yani her an yeni çocuklar belirlenip, gönderilebilir. Gülsin Onay ve ben, o yasadan yararlanan son isimler olduk ama bizden sonra da bir çok isim çıktı. Fazıl Say, Tuğrul Can, sonra Emre’lerimiz var… Yani kimse dünyaya kazık çakmıyor, bizden sonra onlar geldiler, onlardan sonra da başkaları gelecek.
– Gidip dönmeme konusu… Büyük bir mesele mi bu?
– Herkesin hayatı, bilemem. Ben sadece kendimle ilgili konuşabilirim. 1968 yılından beri Fransa’da yaşıyorum. Fransızların tekliflerini her defasında reddettim. Allah’a şükür Türk vatandaşıyım. Bu bir anlayış meselesi, başkalarının kararlarına, düşüncelerine karışmak bana düşmez.
– O zaman şöyle sorayım… Gittikten sonra dönmek zor mu geliyor?
– Konu dönmek, dönmemek değil. İmkan meselesi. İyi bir yerde, iyi imkanlarla ülkenizi de temsil ederek iyi işler yapıyorsanız, her neresi ise orası, orada yaşayabilirsiniz. Ülkenize ihanet değildir bu. Bilakis tam tersi, başarınızla ülkenizi gururlandırır, ülkenizin tanıtımına katkıda bulunmuş olursunuz.
– Dönüp dönmemenizi sorgulamıyorum, lütfen yanlış anlamayın. Sadece merak ettiğim için soruyorum. Hiç dönmeyi düşünmediniz mi?
– O zaman eğri oturup doğru konuşalım, Türkiye’ye dönersem, beni bekleyenler neler? Sanırım yaptığım işten yola çıkarak, bunu sorgulamalıydım önce… Mesela, bir salon aldım veya kiraladım, konserler verdim, dostlarımı arkadaşlarımı gördüm. Sonra? Yani Türkiye bugün bana; Almanya’nın, İspanya’nın, Amerika’nın, İngiltere’nin sunduğu imkânları sunmuyorsa, ben gelip burada ne yapacağım? Orada bir altyapı var. Bu altyapıyı ve imkanları kullanarak, müziğimi yapmak ve ülkemi temsil etmek daha doğru bir seçim gibi geliyor.
– Türkiye’deki klasik müzik dinleyicisini nasıl buluyorsunuz?
– Her yerde olduğu gibi Türkiye’de de, klasik müziği seven bir elit kesim var. Bir de o grubun etrafında dolaşan ‘ruhlar’ var. Bu ‘ruhlar takımı’, bilmez, anlamaz… Sadece bir isim duymuşlardır ve onun konserine gidip orada olmayı vazife bilirler.
– Sizi dinlemeye de gelirler mi o ruhlar?
– Gelirler tabi ki. Ve benim açımdan normal bir durum bu.
– Konser öncesi neler yaşarsınız? Duygularınız, hisleriniz…
– Konser günü yaklaştıkça, kahretsin, ben niye bu mesleği seçtim gibi karabasanlar yaşarım. Sonra saat yaklaştıkça, bu durum başa gelen çekilire döner. Sonra çalmaya başlarım, ilk birkaç dakika içinde saçmalamazsam, keyif almaya başlarım. Sonrası ise muhteşem tabii ki…
– Bir eseri çalarken yaptığınız hata o an sizi çok etkiler mi? Veya salonda fark edilip fark edilmediğini düşünür müsünüz?
– Çok bilinen bir eser değilse bile, her konserde her hatayı fark edecek birileri vardır mutlaka. Takılıp kalmamayı öğrendim zamanla. Yani, hata fark edilir. Belki salonun bir kısmına yutturabilirsiniz ama o bahsettiğim dinleyicilere asla!
– Akşam için başarılar. Keyifle dinliyor olacağım…
– Anlaştık. Teşekkür ederim.
1955 yılında İstanbul’da doğan Hüseyin Sermet, Ankara Devlet Konservatuarı’nda başladığı eğitimine, 1968 yılında “Olağanüstü Yetenekli Çocuklar” yasasından yararlanarak gittiği Paris Konservatuarı’nda devam etti ve okuldan piyano, oda müziği, kontrpuan ve müzik analizi dallarından birincilik ödülleri ile mezun oldu. Sermet bir çok uluslararası yarışmada ödüller kazandı. Kraliçe Elizabeth Yarışması’nda finale kaldı. La Scala, Theatre des Champs, Elysees, Pleyel, Palau de la Musica (Barcelona), Teatro Comunale (Floransa) gibi seçkin konser salonlarında çalan Sermet, Menton, Montreux, La Roqued’Antheron Santander ve İstanbul Müzik Festivalleri’nin sürekli sanatçılarındandır. Fransız müziğinin az çalınan eserlerini gün ışığına çıkaran Hüseyin Sermet’in CD kayıtları Diapason d’Or ve MIDEM Classical Award gibi birçok ödül kazandı. Sermet’e 1988 yılında Boğaziçi Üniversite’sinden, 1998 yılında Marmara Üniversite’sinden Onursal Doktora ve 1991 yılında Devlet sanatçılığı unvanları verildi.
Hüseyin Sermet Milano’dan Meksika’ya, Londra’dan Tokyo’ya, Paris’ten Sao Paolo’ya, dünyanın birçok önemli şehrindeki tanınmış konser salonlarında konserler vermiş ve Santander’den Yokohoma’ya, İstanbul’dan Monte Carlo’ya birçok ünlü festivallere konuk olmuştur.
Virtuozluğu kadar besteciliğiyle de tanınan Sermet’in eserlerinden “Réminiscence” 1997’de Empéri Festivalinde çalınmış ve France Musique radyosundan yayınlanmıştır. Tokyo Senfoni Orkestrası tarafından sipariş edilen orkestra eseri “Dream and Nightmare”in prömiyeri 2004’te, İş Bankası tarafından sipariş edilen eseri “Sculptures”ın prömiyeri ise 2006’da yapılmıştır.
Page: 1 2
Türkiye'deki güncel fotoğraf ve mercek tabanlı sanata dair tematik bir anlatı sunmayı amaçlayan "Panorama: Hayaller…
Berlin'de Türk gecesi! Berlin Film Festivali’nde İlker Çatak’ın ‘Sarı Zarflar’ filmi, ‘Altın Ayı’ ödülünü kazandı.…
Doğa, keşif ve sadeliğin yanı sıra deneyime de önem verenlerin Karadeniz'de yeni rotası Loidevilla, bir…
Melik Kuru’nun yazıp yönettiği "İsimsiz Eserler Mezarlığı", Tallinn Black Nights Film Festivali’ndeki dünya prömiyerinin ardından…
Emin Alper'in son filmi ‘Kurtuluş’, dünya prömiyerini 76. Berlin Film Festivali’nin Ana Yarışma bölümünde gerçekleştirdi.…
İlk kez düzenlenen "Sanat Tarihi Derneği Ödülleri 2025" sahiplerini buldu. Sanat tarihi ve temas hâlindeki…