‘Bana düşen kabullenmek, zor da olsa çekip gitmek’ sözleriydi çelen ilk aklımı. Savaşmak yerine kaderi ile uzlaşmayı seçen o adamı tanımak istemiştim. Öyle de oldu.
Sohbetin başında “dostlarım bana Nev der, siz de diyebilirsiniz” dese de, ben bir süre daha Nevzat diye hitap etmekte ısrarcı oldum. Ta ki; bir ara gitar çıktı, devreye hikayesi olan sözler girdi, iş değişti! İşte o andan itibaren benim için de Nev’di artık.
‘Zor’ çıkış şarkısıydı, gerçekçi ve iç burkan tonlarıyla dillere dolandı. ‘Mavi’yi denizin derinliklerindeyken yazmıştı. Ki bu mümkün, çünkü o aynı zamanda bir dalgıç. ‘Efkârlı’ ilk albümünde en beğenilen şarkı oldu. Ben ise en çok ‘Küçük Kız’ı sevmiştim…
2000’lere selam…
Nev’in müzik yolculuğu küçük yaşlarda mandolin ile başlar. Üniversite yıllarında ise elektro gitar vardır artık elinde. Arkadaşları ile dönemin furyasına kapılır, gruplar kurar ve nihayetinde sahneye çıkmaya başlar. Yazları güneye uzanır, kışları İstanbul’a döner. Klasik ve olmazsa olmaz bir başlangıçtır bu.
Aldığı eğitimin devamı olan iş kollarında mutlu olamaz. Dünyaca ünlü markalar da olsa -Adidas, Slazenger- ürün müdürlüğü ona göre değildir. En nihayetinde bir gün oturup bir karara varır ve tamamen bütün hayatını kucaklayacak olan müziğe yönelir. Cat Stevens, Eric Clapton, MFÖ ve Fikret Kızılok hayranıdır. Rock ve blues tüm dünyayı etkisini aldığı yıllarda nasıl yaşanıyorsa, Nev’de hayatı artık öyle yaşayacaktır.
2000’lerde Teoman ile çıktığı Türkiye turnesi onu daha da heyecanlandırır. Ege ve Akdeniz’de binlerce müzikseverden şarkılarına aldığı reaksiyon, albüm vaktinin geldiğini fısıldar kulağına. 90’larda ürettiği şarkıların en iyilerini toplamaya karar verir. Ki, bu seçim hiç de kolay olmaz, tam 4 yıl sürer. Nihayetinde, bir bölümü Londra’da çalışılan ilk albüm çıkmaya hazırdır. Beste ve sözleri Nev’e ait şarkılardan oluşan ‘Her Şeye Rağmen’ albümü müzik marketlere girer. Zordur ‘ilk’ler… Belki de o yüzden olsa gerek, en çok ‘Zor’ ve ‘Efkarlı’ sevilir ilk albümde.
Unkapanı’na hayatında bir ya da iki kez gitmiş Nev… “O keşmekeşin içinde olmak istemedim hiç” diyor. Ticaret kaygısından uzak, piyasa ile dirsek tokuşturmadan sadece üretmek isteyen bir isim o. Yani, kalıcı olabilmek için üretimini hep diri tutması gerektiğinin farkında.
Teoman’la çıktığı turnenin kendisine çok şey kattığını söylüyor. Müzik serüvenine takılıp kaldığı isimler ise hayli fazla: Erkan Oğur, Aydın Esen, Tarkan, Şebnem Ferah, Sezen Aksu, Yıldırım Gürses ve İlhan Şeşen, onlardan bir kaçı…
İddialı çıkışı aykırı bulunsa da, o ‘bu kadar insanın karşısına çıkan kişi iddialı olmalı’ diyor. Ve iki anahtar kelimenin altını çiziyor. Biri üretim, diğeri disiplin. Yapacağı müziğin insanlar üzerinde bıraktığı etkiyi kullananlardan olmayacağını söylüyor. Kalın çerçeveli gözlüğü için de söyleyecekleri var: “Sahnedeyken insanlarla göz göze gelmek istiyorum, normal gözlükler bu isteği engelliyor, bu yüzden ‘bakışı’ çerçeveliyorum, göz göze gelmeyi sağlıyor bu. İçimdeki kitabı okumaya çalıştığım gibi, dinleyiciyi de okumak-hissetmek istiyorum.”
Albüm
Single
Ödül
Türkiye'deki güncel fotoğraf ve mercek tabanlı sanata dair tematik bir anlatı sunmayı amaçlayan "Panorama: Hayaller…
Berlin'de Türk gecesi! Berlin Film Festivali’nde İlker Çatak’ın ‘Sarı Zarflar’ filmi, ‘Altın Ayı’ ödülünü kazandı.…
Doğa, keşif ve sadeliğin yanı sıra deneyime de önem verenlerin Karadeniz'de yeni rotası Loidevilla, bir…
Melik Kuru’nun yazıp yönettiği "İsimsiz Eserler Mezarlığı", Tallinn Black Nights Film Festivali’ndeki dünya prömiyerinin ardından…
Emin Alper'in son filmi ‘Kurtuluş’, dünya prömiyerini 76. Berlin Film Festivali’nin Ana Yarışma bölümünde gerçekleştirdi.…
İlk kez düzenlenen "Sanat Tarihi Derneği Ödülleri 2025" sahiplerini buldu. Sanat tarihi ve temas hâlindeki…