Yanında olmam çalışmasına engel değil. Resim yapmaya devam ediyor, bir yandan da sorularımı cevaplıyor. Çalıştığı tasvir tuvalde belirirken kimi koyu tonlar hakim oluyor sohbetimize, kimi uzun sessizlikler… Önce bir kaç fırça darbesi, sonra cevap… Geniş açıdan bakmalar, ağırdan almalar derken; sohbetin ritmini yakalıyoruz sonunda…
Atalay’ların yolculuğu Orta Asya’dan başlıyor. Ailesi Artvin’e göçünce, o da gözünü Çoruh vadisine açıyor. Akademiden mezun olan Atalay, 70’li yıllarda kazandığı bursla eğitim için Almanya’ya, Berlin’e gidiyor. Babası karşı çıksa da, Türkiye’ye dönüşte hiç vakit kaybetmeden neredeyse hayatının geri kalan tüm yıllarını geçireceği atölyesinin kapılarını açıyor.
‘Ressam olmayan bu aileye giremez” dercesine bir durum söz konusu Atalay’larda… Eşi ve atölyede büyüyen 3 çocuğu da kendisi gibi ressam olsa da, o bu durum için “benimle alakası yok” diyor. Eşi Mediha Atalay’la yollarının kesişmesini, bir hayli keyiflenerek anlatıyor: “Artvin Arhavi’de öğretmenlik yapıyormuş, dediler iyi resim yapıyor, ben de gidip aldım.”
İlhami Atalay’a göre akımlara çok fazla takılıyor Türk sanatçısı. Oysa ona göre, sanatçı akımın etkisinde değil, bizzat akımı belirleyen konumda olmalı. Türkiye’de resim sanatının hatalarla ilerlediğini düşünen Atalay; “bize ait kültürün zenginliğine” vurgu yapıyor: “Sanatçıya kimliğini sağlayan devşirme akımlar değil, kültürü ve inancı olmalı” diyor.
Genelin aksine, farklı olmaya çalışmanın bedeline de inanan Atalay, Türk sanatı ve sanatçısının sürekli gevşemeye, vazgeçmeye ve yok olmaya itildiğini savunuyor.
Popüler kavramı ile ilgilenmediği aşikar. Ona göre piyasanın elinde tuttuğu popülarite küçük bir azınlığın gücü ile ayakta duruyor: “Deniz suyu içenin susuzluğu geçmez ama yine de buhran, kompleks ve tatminsizliklerini sanatla gidermeye, örtmeye çalışan bir grup onlar. Peşinden sürükledikleri de unutulacak olanlar!”
Nü çılgınlığı da Atalay’ın hedefinde. Çıplaklığın, sansasyon için en kolay araç olduğunu söylüyor. “Büyük bir psikolojik baskı altında ve sansasyon girdabındalar” diyor Atalay.
Türkiye'deki güncel fotoğraf ve mercek tabanlı sanata dair tematik bir anlatı sunmayı amaçlayan "Panorama: Hayaller…
Berlin'de Türk gecesi! Berlin Film Festivali’nde İlker Çatak’ın ‘Sarı Zarflar’ filmi, ‘Altın Ayı’ ödülünü kazandı.…
Doğa, keşif ve sadeliğin yanı sıra deneyime de önem verenlerin Karadeniz'de yeni rotası Loidevilla, bir…
Melik Kuru’nun yazıp yönettiği "İsimsiz Eserler Mezarlığı", Tallinn Black Nights Film Festivali’ndeki dünya prömiyerinin ardından…
Emin Alper'in son filmi ‘Kurtuluş’, dünya prömiyerini 76. Berlin Film Festivali’nin Ana Yarışma bölümünde gerçekleştirdi.…
İlk kez düzenlenen "Sanat Tarihi Derneği Ödülleri 2025" sahiplerini buldu. Sanat tarihi ve temas hâlindeki…