Categories: Gezi

Artvin’de kültür dedektifliği

Artvin’in derinliklerine, ara sokaklarına, gizli dehlizlerine girmeyi hak etmek için, Artvin’e geliş sürecimizden bahsetmek gerekir herhalde: Bir şeyin sonuna doğru gitmek nasıl bir duygu ise, Artvin’e yolculuk da öyle bir şey. Karadeniz’in haritadaki belirgin kıvrımlarını, aracınızın içinden dahi hissedebiliyorsunuz.

Yıllardır sahili nakış gibi işleyen dalgaların hamaratlığına göz diken ‘Karadeniz Otobanı’, ara sıra kısa mesafeler eşliğinde, işçi yorgunluğu ve sıcak asfalt kokusuyla görüntüyü sevimsizleştirse de Artvin’de yapacağınız geziyi hayal ederek kurtulabiliyorsunuz bu sıkıntıdan!

Pembe Köşk Sineması’nın dramı, Özel Atabarı Tiyatrosu’nun kapanışı, benzeri akıbete uğramış yerel televizyonu, radyosu ve tüm sosyal hayatıyla Artvin’i soruşturduk. En uçta, özel bir kentte, kültür hayatının izini sürdük. Bulabildiğimiz ise söylenemez…

Rize’yi geride bırakıp Türkiye’nin kuzeydoğusunda en sona vardığınızda, bir son olarak sahil şeridinde güzel ilçe Hopa karşılıyor sizi; rotayı daha içlere çevirmeden, dağlara tırmanmaya başlamadan, işte tam bu köşeyi zoraki dönmeye başlarken, uzaktan ışıkları beliren Batum’a ve hatta hayal dünyanızı genişleterek Gürcistan’a dahi el sallayabiliyorsunuz.

Artvin; büyük bir dağın yamacını kaplamakla meşgul, uzaktan görüntüsü adeta 15 katlı bir apartmanı çağrıştırıyor. Gece görüntüsü ise, patlamış bir yanardağın çevresine saçtığı lavları anımsatıyor. Ahalinin söylediğine göre, zamanında Artvin’de tek bir düz alan varmış, ona da maç yapılsın diye stat yapılmış!

Artvinlilerle memleketi kurtarma derdine düşüp krizden, ekonomiden, hükümetten ve hatta Fenerbahçe’den dahi konuşabilirdik. Bütün Türkiye’nin bu konularla meşgul olduğunu düşündüğümüzden, kısır döngüye bir düğüm de biz atmayalım inceliğiyle, aslında pek konuşulmayan, ilgi duyulmayan başka bir konu edindik kendimize: Şehir Kültürü…

Pembe Köşk Sineması sinek avlıyor

Murat Aydemir, 28 yaşında ve bir hayli dertli görünüyor. Mesleği makinistlik, film makaralarını sarıyor, koparsa bir çırpıda bağlıyor, film sırasında ses çıkaranlara bağırıyor ve bir de izlenen filmi anlamayanlara çıkışta “üçüncü boyuttan falan” bahsediyor. Pembe Köşk Sineması Artvin’de yaşayanların gelebileceği tek sinema, tek olmak bir bakıma iyi bir durum ama Murat Aydemir’in anlattıklarına bakılırsa hiç öyle değil. Bizim Pembe Köşk Sineması’nda bulunduğumuzda saat 12.15’ti, önümüzdeki seans ise 13.00’teydi ve hâlâ tek bir bilet bile satılmamıştı. Oynayan film “O Bir Dev Adam”. Bir basketbolcunun inişlerini, çıkışlarını biraz da Othello’dan esinlenerek anlatan bir film. Aydemir “Tamam” diyor, “İtiraf ediyorum, kötü bir film ama tam dört gündür bir Allah’ın kulu merak edip de uğramaz mı şu filme, yani hiç basketbol sever de mi yok bu memlekette”… Vizyondaki filmler Artvin’e ancak 2 ay sonra gelebiliyor, mesela 22 Martta “Son” gösterime girmiş olacak Pembe Köşk Sineması’nda. Artvin’in tek sineması 2 yıl önce Titanic filmiyle açmış kapılarını sinemaseverlere, bu ilk film 1000’e yakın bir izleyici bulmuş o gün. İki yıllık bu süreçte izlenme rekoru Vizontele’ye ait; küçük bir küsuratıyla 2000 kişi izlemiş Vizontele’yi. Murat Aydemir’in unutamadığı filmler, (bunlar zarar edilmeyen, getirildiğine pişman olunmayan filmler olsa gerek) 1000’e yakın izleyici toplayan Güle Güle ile son günlerde oynayarak 600’e yakın kişiyi sinemaya çekebilen Yüzüklerin Efendisi. Pembe Köşk Sineması’nda günde üç seans var; öğrenci biletleri 2, tam biletler ise 3 milyon.

Tiyatro da kapalı, yerel televizyon da…

Artvin’in tek televizyon kanalı olarak ART TV’yi duymuştuk, önce onu arayıp bir ziyaret edelim diye düşündük ama kimse reklam vermediğinden kapanmış. 08 FM’de —öğle tatiline girdiğinden olsa gerek— telefonlarımıza cevap veren yoktu. Özel Atabarı Tiyatrosu’nun zamanında iyi oyunlar sergilediğinden bahsetmişti Artvinli tanıdıklarımız; Özel Atabarı Tiyatrosu’nu yolda karşılaştıklarımıza sormaya başladık ama bahsi geçen bu yerin nerede olduğunu kimse bilmiyordu. Bir Artvinli arkadaş Özel Atabarı kısmından değil de Tiyatro kısmından kurduğu çağrışımla İmsak Kılıç’tan bahsetti, onu nerede bulacağımızı tarif etti ve şöyle ekledi: “İyi tiyatoracıdır..”

Artvin Öğretmenevi’nde İmsak Kılıç’a ulaşamadık ama Özel Atabarı Tiyatrosu’nun akıbetini de öğrenmiş olduk: Özel Atabarı kapanalı neredeyse iki yıl olmuş.

Sohbete başladığımız öğretmenlerden biri Artvin Lisesi’nden ve diğer ikisi de Endüstri Meslek Lisesi’nden; Uğur Yılmaz, Ali Şahan, Nejdet Şengül… Onlarla Pembe Köşk Sineması’ndan, Özel Atabarı Tiyatrosu’ndan konuşmak istedik ama pek bilgileri olmadığını öğrenince vazgeçtik. Ali Şahan bir hayli zamandır tiyatroya ve sinemaya gitmemişti ama en son Orhan Pamuk’un Kar’ını alıp okumuş ve de beğenmemişti. Bundan dolayı sözü kitaplara, dergilere getiriyoruz: Uğur Yılmaz en son bir dergiye zorla abone ettirilmiş, ismini bir türlü çıkaramıyor ama tarihle ilgili bir dergi olduğunu tahmin ediyor! Ali Şahan öğretmense Orhan Pamuk’tan önce Ayhan Aydın’ın İnsanın Varolma Sanatı’nı okuduğunu, pek bir şey anlamadığını ve aynı zamanda da branşı bilgisayar olduğundan Chip dergisine abone olduğunu söylüyor. Rehberlik öğretmeni Nejdet Şengül okuduğu kitaplardan ya da sosyal hayatından bahsedemeyecek oluşundan olsa gerek, bir çırpıda kanayan yaraya parmak basıyor ve kalkıp masamızdan gidiyor: “Siz hiç kütüphanesi olmayan, masalarında tek bir dergi bulunmayan öğretmenevi gördünüz mü? Görmedinizse buyurun..” Masalardan bir kaçına Aksiyon’un son sayısından bırakıp vedalaşıyoruz öğretmenlerle.

En çok İpek Ongun satıyor: 56 adet

Burası da Akınlar Kırtasiye; defter, kitap, oyuncak, kalem, kağıt, fotokopi, kaset, cd ne ararsanız var bu küçücük dükkanda. Aynı zamanda küçük bir stand eşliğinde kitap bile bulunabiliyor bu kalabalığın arasında. Mete Akın kitaplarla ilgilendiğimizi görünce önce bizi alıcı sanıp tavsiyelerde bulunuyor: “Marlo Margon’un bu kitabı (Bir Çift Yürek) güzel bir kitap, İclal Aydın’ınki de güzel (Hayat Güzeldir), aradığınız bir kitap varsa söyleyin yardımcı olayım.” Artvin’de sadece ve sadece kitap satan bir mekan bulunmuyor maalesef, kitaplar bazı kırtasiyelerde yer bulabiliyorlar kendilerine. Akın Kırtasiye kitaba dükkan içinde en çok yer ayıran kırtasiyelerden biri ama bu durum şimdilik böyle. Çünkü kitaplara ayrılan bu köşeye gençleri baştan çıkaracak baskılı tişörtler koyulabilirmiş yakında.

Ailenin genç jenerasyonundan Hakan Akın dükkanda daha çok durduğundan tahmini rakamları o veriyor bize: En çok İpek Ongun satmış Akın Kırtasiye, faturalar yalan söylemiyorsa bu sayı 56; İpek Ongun genç kızlara yönelik kitaplar yazan bir yazar olarak tanınıyor, tıpkı Ayşe Kulin, Feyza Hepçilingirler, Buket Uzuner, Duygu Asena gibi… Çok satanlar arasında ikinci sırayı İclal Aydın alıyor, sonra da 6 satışla Orhan Pamuk’un Kar adlı son romanı. (Orhan Pamuk alan bu altı kişiden birini tanıyor olmak garip bir duygu gibi geldi bize!) Harry Potter, Doğan Cüceloğlu, Marlo Margon da birkaç tane satanlardan. Alıcılar daha çok memur kesim ve üniversite gençlerindenmiş, iki ayda bir muntazam olarak gelip kitap alan birkaç Artvinli varmış, hepsi bu kadar.

En gözde at yarışları

Artvin’de kültür hayatını gözlemleyebileceğimiz diğer bir mekan olarak da her sokakta tabelaları bulunan kültür dernekleri geldi aklımıza. Ama her birinde aynı görüntülerle karşılaştık: Bu derneklerde heyecanla izlenen at yarışları, oyun ve bilardonun dışında bir şey bulamadık. Barı dahi bulunan benzeri mekanlardan Yöresel Kültürü Yaşatma ve Tanıtma Derneği ve Lokali’nden görevli Ayhan Polat ve isimlerini bilmediğimiz oyun arkadaşlarıyla konuşmaya çalıştık. Oyunlarını berbat ettiğimizi hissettiğimizden bir kaç sorudan başka soru sormamamız gerektiğini hemencecik farketmiştik. Bu kısa sohbetten öğrendiğimize göre; Kurtuluş günleri olan 7 Mart’ın dışında pek sosyal faaliyetin olmadığı Artvin’e en son İzmit Şehir Tiyatrosun’dan bir oyun gelmiş ama hangisi olduğu hatırlanmıyor. Bu önemli bilgiyi bizlerle paylaşan Ayhan Polat adındaki arkadaşımız en son Türk filmlerinden Şellale’yi izlemiş. Kareyi tamamlayan diğer üç arkadaşın ortak isteği ise, bir kapalı spor salonu.

Doğrusunu söylemek gerekirse Türkiye’nin kendini düzlüğe çıkarmaya çalıştığı şu günlerde, Anadolu’nun herhangi bir şehrinde kültür hayatının izlerini aramaya çalışmak pek doğru bir davranış değil. Bazen sorduğu sorular karşısında zor anlar da yaşayabiliyor insan. Yine de her şeye rağmen Artvin’de Çoruh kıyılarında büyüyen raftingi, Şavşat Veliköy’de gelenekselleşen karda karakucak güreşlerini not ederek kurtarabiliriz aktivite defterini. Ama saklamaya gerek yok, büyükşehirlerin bir kaçının dışında Anadolu’da bulunan bir çok şehir (il, vilayet) Artvin’in kopyası durumunda. O kadar derdi bir kenara bırakıp, insanların kültür hayatıyla sarmaş dolaş olmaları da beklenemez doğrusu. 2005

Kürşat Okutmuş

Journalist Author. TV News Editor.

Share
Published by
Kürşat Okutmuş
Tags: Artvin

Recent Posts

Güncel Fotoğrafa Panoramik Bir Bakış

Türkiye'deki güncel fotoğraf ve mercek tabanlı sanata dair tematik bir anlatı sunmayı amaçlayan "Panorama: Hayaller…

3 ay ago

Berlin’de Sahne Bizim Hikayelerin

Berlin'de Türk gecesi! Berlin Film Festivali’nde İlker Çatak’ın ‘Sarı Zarflar’ filmi, ‘Altın Ayı’ ödülünü kazandı.…

3 ay ago

Zamansız bir Karadeniz anlatısı: Loidevilla

Doğa, keşif ve sadeliğin yanı sıra deneyime de önem verenlerin Karadeniz'de yeni rotası Loidevilla, bir…

3 ay ago

‘İsimsiz Eserler Mezarlığı’ Slamdance’te yarışacak

Melik Kuru’nun yazıp yönettiği "İsimsiz Eserler Mezarlığı", Tallinn Black Nights Film Festivali’ndeki dünya prömiyerinin ardından…

3 ay ago

‘Kurtuluş’ dünya prömiyerini Berlinale’de yaptı

Emin Alper'in son filmi ‘Kurtuluş’, dünya prömiyerini 76. Berlin Film Festivali’nin Ana Yarışma bölümünde gerçekleştirdi.…

3 ay ago

Sanat Tarihi Derneği’nden 11 Dalda Ödül

İlk kez düzenlenen "Sanat Tarihi Derneği Ödülleri 2025" sahiplerini buldu. Sanat tarihi ve temas hâlindeki…

3 ay ago