“Yaşayan mekanda sergi zor ama keyifli”

Bu defa ne bir galeri, ne de atölyedeyiz. Yeni bir deneyim için Kiff Bebek’teyiz. Bu renkli mekan gündüzleri sakinliğin, geceleri ise eğlencenin adresi konumunda. Son etkinliğin yıldızı ise Seda Boy...

Bu defa ne bir galeri, ne de atölyedeyiz. Yeni bir deneyim için Kiff Bebek’teyiz. Bu renkli mekan gündüzleri sakinliğin, geceleri ise eğlencenin adresi konumunda. Küratör Nilay Yerebasmaz, sanat ile eğlencenin bir arada oluşturduğu enerjiyi seviyor olmalı ki, mekanda düzenlediği pop-up sergilerde ısrarcı. Son etkinliğin yıldızı ise Seda Boy.

Boy, daha önceki çalışmalarında olduğu gibi bellek, algı ve görünmezlik temalarını, “Breeding in Derkness” başlığı altında bu defa Kiff Bebek’in ışıltılı duvarlarına taşımış.

O zaman sanat ile gece hayatının kesiştiği bu özgün deneyimi biraz konuşalım. Nasıl bir deneyim?

İlk defa bir mekanda sergi açıyorum. Nasıl olacağını merak ediyordum. Yaşayan bir mekanda işleri sergilemek, mekanın zorluklarıyla birlikte o işi dönüştürmek, küratör kısmını da ayarlamak zor ama keyifli.

İşler mekan ile uyumlu görünüyor… Kiff Bebek için çalışılmış gibi. Katılır mısın?

Mekana uygun çalışmalar yapmayı sevdiğim için benim de çok hoşuma gitti. Burada farklı bir deneyim var. Benim için de öyle oldu.

Müşteriler nasıl karşılıyor sergiyi?

Bir çoğu mekanın daimi müşterisi. İlk başta şaşkınlık oluyor. Sonra sonra ilgilenmeye başlıyorlar. Eserler üzerine konuşuyoruz. Sergiden habersiz gelenlerle kurulan bu iletişimi sevdiğimi söyleyebilirim.

Ve enstalasyonlara; daha doğrusu eleştirilerine dönelim. Açılıp kapanan bu gözler, körlüğe gönderme olmalı!

Evet. Jose Saramago’nun Körlük kitabından yola çıkarak yaptığım bir çalışma. İlk kişisel sergimin üretimi. Terk edilmiş mekanlar ve kalabalığın yarattığı illüzyonu kullandım. Fotoğrafları Karaköy ve Eminönü’nde terk edilmiş mekanlarda çektim. Sonra da bu fleksilerin içine yerleştirdim. Bazıları zeminde, bazıları direkt önümüzde duruyor. Bazılarını görmekte zorlanıyoruz. Ve galiba baksak da görmüyoruz! Kasetler ise hafıza kaybımıza bir gönderme. Anılarımızı temsil ediyor her biri.

Beyaz Körlük

Ve tek kişilik bir yemek masası…

Adı; yalnız. Sofrada yalnız başına yemek yemeyi kim ister ki! Tek başınasınız, karşınızda kimse yok. Paylaşacak bir şey de yok. Düşünceler dağılmış halde. Sofranın, sohbetin tadından mahrum bir an… Tek başına olduğunuz zaman yaşanan keyifsizlikten bahsediyorum.

Ve sohbeti ışıltılı “sonsuz” ile sonlandıralım…

Bu çalışmada kendi parmaklarımı kullandım. Ortada sonsuza giden bir ayna var. Işık yanmadığı zaman kendini aynadan görüyorsun. Kadınların sonsuza giden mücadelesini anlatıyor.

Teşekkürler Seda…

Ben teşekkür ederim. Tüm sanatseverleri 5 Ekim’e kadar Kiff Bebek’e bekliyoruz.

Kürşat Okutmuş

Journalist Author.
TV News Editor.

Düşünceni Paylaş

Your email address will not be published.

Önceki Hikaye

“Kurşunlu Han’da aileden biri oldum”

Söyleşi

‘Bir fırtına daha istiyorum’

Gümüşsuyu’na doğru yürüdük. Rampalar aştık, yokuşlar çıktık. Bir müzisyenin hayatı gibiydi bu sokaklar... Semtin dik merdivenlerine