Çarpıcı siyah-beyaz dev portreleri, derin göz detayları izleyende hayranlık uyandırsa da yetmiyordu ona. Onun şaşırtma hevesini ilk resimlerini yaktığı videolarda fark etmiştim. Çılgınca bulmuş, yine de heyecanla izlemiştim. Yani düşüncesi her neyse, işte onu başarmıştı...
Fransız sanatçı César Piette, “Collision” isimli sergisiyle DG Art Project’te sanatseverlerle buluştu. Piette sergi açılışında "Böylesine sıcak bir karşılama için İstanbul'a çok teşekkür ediyorum. İnanılmaz bir enerji" diyerek duygularını paylaştı...
Bu defa ne bir galeri, ne de atölyedeyiz. Yeni bir deneyim için Kiff Bebek’teyiz. Bu renkli mekan gündüzleri sakinliğin, geceleri ise eğlencenin adresi konumunda. Son etkinliğin yıldızı ise Seda Boy...
Heykeltraş Candan Arıcı ile Karaköy'de Perşembe Pazarı'nın ilham veren gürültüsünü, tarihi Kurşunlu Han'ın karşı konulamaz çekimini, nihayetinde de bu renkli dünyanın merkezine konuşlandırdığı atölyesini, üretimlerini konuştuk…
Fukaranın Ahı, okuru dilin belleğine mizahi bir yolculuğa çıkarıyor. Yıllar boyunca biriktirdiği atasözlerini özgün yorumlarla harmanlayan Başar Başarır, derlemesinde kimi zaman güldürüyor, kimi zaman düşündürüyor; bazen de yerleşik kalıpları sorgulatıyor…
4 Sezonda 52 şehirde 300 kez sahnelenen, “Yılın En İyi Kadın Performansı” ve "Yılın Tiyatro Kadın Oyuncusu" ödüllerini getiren oyunu, sahnede Celile’ye hayat veren Ayşegül Yalçıner ile konuştuk…
Tarihi yarımadanın en özel noktalarından birinde, İstanbul’un en özel kütüphanelerinden biri… Yaklaşık 14 bin kitap, 25 bin görsel malzeme ile onlarca yıldır kentin hafızasına ışık tutuyor…
Zülfü Livaneli; “kendilerini zevkle okutmanın yanı sıra yerellikten çok genel insan davranışlarının izini sürerek edebi bir panorama yaratıyor” diyerek tanımladı Serhat Kaya romanlarını. Kaya ile son romanı "Bekleme Odası"nı konuştuk...
Yıl 1998... Cumhuriyet'in 75. Yılında "Anadolu'ya şükran borcu" olarak Nuri İyem resimleri ve Bilkent Senfoni Orkestrası 5 otobüsle Anadolu yollarına çıkıyor... 26 yıl sonra, tanıklarıyla o kervanın izini sürdüm...
Ters lale heykelleri nasıl doğdu, festival rotasına nasıl dahil oldu, heykeller şehir şehir gezerken izleyiciler tarafından nasıl karşılandı? İşte tüm bunları, lale kızlara ruh veren sanatçı Sultan Adler ile konuştuk…
İnci Aral, Gündüz Vassaf, Osman Balcıgil, Doğan Hızlan, Defne Suman, Mehmet Eroğlu, Sezgin Kaymaz, Ethem Baran, Atilla Atalay, Başar Başarır ve Müge İplikçi’ye “yazarken müzik dinler misiniz?” diye sordum. İşte, yazı-müzik ilişkisine dair yeni notlar...
Görür görmez, harika bir yazıhane olur dedim ama geç kalmış olmalıyım! Pınar Bora, sanat atölyesine çevirmiş bile. Atölye Hane, Ege Yapı’nın bir projesi. Projenin ilk sanatçısı Pınar Bora ile bu şık vagonda geçirdiği zamanı konuştuk...
Melike Kuş, üretimlerini Dublin'de sürdüren bir sanatçı. İmgesi kadın, malzemesi ise ipler. Bugünlerde, Royal Hibernian Akademy’nin yıllık sergisine seçilmenin heyecanını yaşıyor. Onunla; iplerle kurduğu büyülü dünyayı, İstanbul sergisini ve de sınır tanımayan macerasını konuştuk...
Bolulu Habip Bey kimdir? İstanbul'un hakim tepesine dev bir şato yaptıracak kadar nasıl yükseldi? Bulgur Kralı lakabını ona kim verdi? İtalyan mimar Guilip Mongeri, başka hangi eserleri kazandırdı? İşte, Bulgur Palas hakkında tüm merak edilenler…
Yaşar Kemal romanlarındaki kayıp mavi kuş buralarda bir yerde olmalı! Huş ağaçları, akasya, hatmi çiçekleri ve diğerleri… Ve hepsinin ortasında, kış güneşinde parlayan İstanbul Kitaplığı…
Cansu Sönmez, bir Bayrampaşalı. Başlarda, o da yaşadığı yeri sevemeyenlerden. Ama bugün, onun doğup büyüdüğü semtle barışını, bu barıştan doğan fikirleri ve sergisini konuşacağız. O yüzden yüzümü hemen Cynara’ya; mutluluk vadeden Enginar Adası’na dönüyorum…
Kütüphanemde, zihnimde, yazıya/öyküye sevgimde özel bir yeri olan Bilge Karasu anılıyor Aynalı Geçit’te. Konuşmaları kaçırdım ama sergiyi gezme imkanım oldu. Günlükleri, daktilodan çıkmış metinleri, mektupları…
Milli Reasürans, yeni sezon sergilerine bir sorgulamayla başladı: Bir şans daha var mı? Küratör Melike Bayık, sergide ‘kültür, gelenek ve aidiyet arasındaki varoluşun güvencesiz, kimliksiz, kimsesiz bırakılan yapılara atfedilen değerleri hicivli biçimde irdelenmeye’ açıyor...
Gazeteci Yazar Ömür Kurt “100. yıl armağanım” diyerek tanıştırdı son kitabını. Milli Mücadele'ye katılan hayvanların hikâyesi, tarihi gerçeklere dayanarak ilk kez yazılıyordu. Tam 5 yıl emek vermişti bu kitaba. Üzerine konuşulacak çok şey olmalı...
Bazen hayat zamansız bırakır sizi... Burçe Karaca ile Ankara’da; Seymenler Parkı’nda keyifli bir yürüyüş sonrası, çay ve tost eşliğinde sohbet etmekti planımız ama olmadı! Kısmet, güneşli ve de kahveli bir Kadıköy gününeymiş…
İstanbul Karaköy’de, Galeri 77’de açılan Mehmet Resul Kaçar’ın sergisine gidenleri, hemen girişte tablolarında da giyip giyip çıkardığı, eskidikçe güzelleşen Kırmızı Ceket karşılıyor… Bence bu ceketin hikayesini hemen dinlemeliyiz...
Melike Çapan Gökçeada'ya ilk kez 2018 yılında gidiyor. Dereköy'ü gördüğü andan itibaren de hikayesini merak ediyor. İnsanlarla konuşuyor. Doküman topluyor habire. Araştırması onu 1964 yılında yaşananlara, Rumlar'ın göç hikayesine götürüyor…
18. yüzyılda başlayan sanayileşmeydi onu da İstanbul’a kazandıran. 1902’de inşa edilmiş, yıllarca geniş su hazneleriyle şehrin su dağıtım ihtiyacını sağlamış, ardından da diğerleri gibi işlevini yitirince kaderine terkedilmişti…
21 yıl aralıksız Türkiye Şampiyonu olmuş ve 119 kez milli olarak Türk spor tarihinde ulaşılması güç bir rekora imza atmıştı… 21 yıl boyunca milli formayı sırtından çıkarmamış; 4 olimpiyatta ay yıldızlı forma ile piste çıkmıştı...
Bir dönemin, işgalin, gelip geçiciliğin belgesi belki de “Tanıdık Cepheler”... Gökçen Ataman Tanyer ve Setenay Alpsoy; peyzaja dönüşen kent kesitleri ile yeniden bir tanışmaya/tartışmaya sürüklüyor izleyiciyi… İster istemez soruyor insan: Ben hangisindeyim? Hangi cephedeki biziz?
O kendi ormanına, kendi penceresinden sessizce bakarken, ben de ona eşlik edip olan biteni anlamaya çalıştım… Düşsel bir ormanın içinde gezinmek keyifli olmasına keyifliydi ama yetmedi! İşte tam burada devreye sorular girdi…
Uçsuz bucaksız Asya bozkırında dikey yolculuk, batıdan doğuya uzanan ‘yol’ hikayesine benziyor. Güneye indikçe, kentler ve görüntü soluklaşıyor… Doğa ve kültürel doku ayakta belki ama ‘yoksulluk’ her kilometrede biraz daha belirginleşiyor...
Deniz Bayramoğlu, sohbet ederken notlar aldırtan bir entelektüel. Tanışıklığımızın; yaşadığımız yüzyılın en durağan dönemine denk düşmesi; keyifli bir kazanım oldu doğrusu. Bu renkli dostu daha da yakından tanımak istedim. Bir sabah sözleşip Galata’da buluştuk...
Parguet’e göre Fransız devriminin romantik şairi Chenier, Galata’da, Saint Pierre Han’da dünyaya gelmişti. Oysa doğduğu yıl 1762. Yani henüz han inşa edilmemiş. Peki, nasıl oluyordu da şair bu hanla anılır olmuştu?
Issızlaşan kent hayatını fırsat bilen çağdaş sanatçılar, yaşayan efsane Haliç Tersanesi’ne girerek ustalar ile buluştu. Mekanın büyüsü onları da etkisi altına almış olmalı ki, ortaya harika eserler çıktı. Yaşanan deneyimi heykeltraş Kemal Tufan ile konuştum...