Maskenin ardındaki çağrışımlar

İnsanlık beklenmedik bir anda uğradığı bu cüssesiz ama cüretkâr saldırı nedeniyle paniğe ve umutsuzluğa kapılırken, sanatçılar dünyanın her tarafında korunmanın temel unsuru olarak gösterilen maskelerle barışmaya çalışıyor...

Beklenmedik bir biçimde günlük yaşantımızı kontrol altına alan, hayatımızın merkezine taşınan maskeler, bu kez sanatçı ve tasarımcıların yorumlarına konu edildi, yarattığı farklı çağrışımlarla ele alındı.

İlk olarak Baksı Müzesi’nde sergilenen “Maske ve Çağrışımlar”, Contemporary İstanbul Vakfı’nın işbirliği ile İstanbul’a taşındı. Vakfın, Fişekhane’de bulunan ilk üretim ve sergi mekânı Cocoon’da, 11 Şubat- 21 Nisan tarihleri arasında gezilebilecek sergide; 20 sanatçı ve tasarımcının maske yorumlamaları yer aldı.

Sergi, içinde bulunduğumuz bu kaotik ortamda, sanatçı ve tasarımcıların yorumlayan, çözümleyen, alternatifler sunan çalışmalarıyla pandeminin kuraklaştırdığı hayatlarımıza ışık ve enerji katmayı hedefliyor. İnsanlık beklenmedik bir anda uğradığı bu cüssesiz ama cüretkâr saldırı nedeniyle paniğe ve umutsuzluğa kapılırken, sanatçılar, dünyanın her tarafında korunmanın temel unsuru olarak gösterilen maskelerle barışmaya çalışıyor. Bu bağlamdan hareketle güncele yanıt ararken, insanın maskeyle olan ilişkisini sorgulayan bir çeşitlilik oluşturuyorlar.

Ali Güreli, Özlem Yalım, Banu Çarmıklı, Prof. Hüsamettin Koçan, Feride Çelik

Sergi açılışında konuşan Baksı Kültür Sanat Vakfı kurucusu Prof. Hüsamettin Koçan, serginin pandemi döneminde planlandığını belirterek, “Herkeste bir gelecek endişesi var ve kendisini bir tehdit içinde hissediyor. ‘Acaba sanatçılar buna nasıl bakıyorlar?’ dedik. Bir arkadaşımız ‘maske üzerinden gidelim’ önerisinde bulundu. Yine sanat tasarım yapalım diye başladık.” dedi.

Koçan, tasarımın işlevsel bir yanı olduğuna işaret ederek, sanatçının panik halinde bile olsa hayal kurma yeteneğini sürdürdüğünü ve kurduğu hayallerle geleceği tasarladığını ifade etti.

Sergide eseri bulunan sanatçıların pandemi ortamında insanın psikolojik ve sosyolojik konumunu dışardan bakarak yorumladıklarına dikkati çeken Koçan, şöyle konuştu:

“Hayat devam ediyor önerisi var burada. Maske çok boyutlu ele alınıyor ve burada bir filozofi söz konusu. Bütün bunların içinde bir başka yanı var. Bu yıl Baksı Müzesi’nin inşaatının 20, müze açılışının ise 10. yılı, onun için bu yapıtları bize armağan ettiler. Burada dayanışma, paylaşma ve gelecek umudu nakletme duygusu var. O açıdan olağanüstü çeşitlilik mevcut. Sergi şimdi burada, buradan tekrar Bayburt’a gidecek. Ondan sonra başka kentlere de gitmek istiyoruz.”

Çağdaş İstanbul Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güreli ise Baksı Müzesi’yle iş birliği yaptıkları için çok gurur duyduğunu ve mutlu olduğunu ifade ederek, “Serginin içeriği dışında iki kurumun seviyeli bir iş birliği yapmasından çok memnunum. Her zaman kurumların birbirine daha yakın olmaları, iletişim içinde olmaları ve paylaşıma daha fazla zaman ayırmaları gerektiğini düşünüyorum.” şeklinde konuştu.

Güreli, güncele çok uygun serginin açılışını yaptıklarını vurgulayarak, sergide, her yönüyle maskenin bütün insanlık üzerindeki etkilerinin ve yansımalarının izlenebileceğini söyledi.

Çağdaş sanatın alt açılımlarının da eserlere yansıdığını belirten Güreli, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Çok iyi sanatçılar seçilmiş. Onlar da pandeminin içinden kendi duygularını çok iyi şekilde göstermişler. Pandemi ortamının getirdiği değişiklik ve yenilikler sanatçıya da yansıyor. Bu yansımaları da ümit ediyorum ki mayıs ayında fiziki olarak gerçekleştireceğimiz Contemporary İstanbul (CI) Sanat Fuarı’nda göreceğiz. Mayıs ayında yapacağımız bu fuar 25 civarı sadece Türkiye’den katılan galerilerle gerçekleşecek. Türk çağdaş sanatının bir yansıması olacak. Bunların detaylarını önümüzdeki günlerde paylaşacağız.”

“Maske/Çağrışımlar”

Sergiyi Prof. Hüsamettin Koçan, Feride Çelik, Banu Çarmıklı ve Özlem Yalım’dan oluşan bir sanat kurulu şekillendirdi. Sergiye katılan sanatçı ve tasarımcılar, fotoğraftan performansa, kefen bezinden Lego’ya, tuvalden mobilyaya, sayısız nesne, malzeme ve düşünce etrafında maskeyi farklı açılardan sorguluyor. “Maske/Çağrışımlar” sergisi, 21 Nisan’a kadar ziyaret edilebilecek.

Halit Berker “İster Uzak, İster Yakın” başlıklı mobilya tasarımında maskeyi korunmak amacıyla kullandığımız bir malzeme olarak görmeyi reddediyor ve onu hayatımızdaki keyifli anlara tanıklık edecek bir objeye dönüştürüyor: İç içe geçen iki ayrı sehpa…

Aykut Erol “Love Mask” ile aşkın maskesini yorumluyor. Nefes alışlar, kokular, sesler ve sonunda ruhlar iç içe geçiyor, sanki iki vücutta tek bir kalbin atışı duyuluyor.

Enis Karavil “2020.313” adlı tasarımında Apple Watch’un sesli komut özelliğinden ilhamla maskenin ardında konuşan bir sese ve gelecekteki muhtemel iletişim senaryolarına odaklanıyor.

Ferhat Özgür bir seri fotoğrafla Covid-19’dan kaynaklı ev içi hapsinin yaratıcılığa etkilerini araştırıyor. “Kapanma Günlükleri” başlıklı yapıtta sanatçı, evindeki mevcut nesneleri yeniden düzenleyerek kişisel mekânını bir performans alanına dönüştürüyor.

Fırat Engin “Otoportre 2020″de neon malzemeyi dijital bir portre fotoğrafı ile birlikte kurguluyor, “şimdi”yi içeren ama geleceğe dönük bir çalışma olarak sunuyor.

Gülcan Şenyuvalı “Çalınmış Hayat”ta kefen bezi olarak kullanmak üzere alınmış bir patiska kumaşını el dikişi ve nakışla bir maske yorumuna dönüştürüyor.

Sinan Logie “Akıṣkan Yapılar, faz 20, isimsiz”de kapanmanın getirdiği malzeme kıtlığına işaret ediyor ve eski eserlerini maskeleyerek üzerlerine yeni katmanlar ekliyor.

Simay Bülbül “Fanustaki Çocukluk”u açık havada oyun oynamaları gereken en güzel zamanlarını evlerinde birer cam fanus içerisinde tüketen çocuklara adıyor. Hayatlarının odak noktası oyuncak yerine maske olan çocuklar için Lego’dan bir maske üretiyor.

Hatice Gökçe “Tel maske”de teli, rengi, dokusu ve işlenme biçimiyle bir yaşam metaforu olarak ele alıyor. Yaşam ile ölüm arasındaki ince kesik çizgileri anımsayarak tel kırma tekniğiyle bir maske üretiyor.

Felekşan Onar “GetmePPE” adlı yerleştirmesinde kullan-at ekonomisine ve insanoğlunun kısacık belleğine dikkat çekiyor. Camdan şekillendirdiği ve yerlere atılmışçasına bir araya getirdiği maskelerle bugüne nasıl geldiğimizi sorgulatmayı umuyor.

Mustafa Horasan maskenin yarattığı çağrışımları “Yüz Her Şeydir” adlı bir yağlıboya portre üzerinden dışavuruyor.

Beyza Boynudelik “Merhaba Yabancı” başlıklı tuval çalışmasında kentli bireyin maskeli olma, kendine ve “öteki”ne yabancı olma durumunu ele alıyor.

İrfan Önürmen ahşap pano üzerine akrilik, foreks, metal vidalar ve demir çubuklarla oluşturduğu “Beyaz Mask”ta maske formunu bir metafor olarak kullanıyor ve günümüz insanının parçalanmışlığına, paranoyasına, teknoloji-beden ilişkisine ve sistem karşısındaki açmazlarına vurgu yapıyor.

Özlem Süer “Bayburt Ejderhası”nda maskeyi, bulunduğu sergi mekânıyla bütünleştiriyor. Bölgede masallara, efsanelere konu olan yılan-ejderha imgesini yine yöresel bir dokuma olan ehram üzerine işliyor.

Mike Berg “Perde” isimli çalışmasında bir kumaş parçasını bir tür maske olarak ele alıyor. Üzeri işlemeli keçe kumaş, arkasındakini gizleyen özelliğiyle maske işlevini üstleniyor.

Alp İşmen “Biri/Someone” adlı tuvalde, arkasına gizlendiğimiz alt benlikler ve bu sayede büründüğümüz kimliklere, söylediğimiz yalanlara ve yaşanmamışlıklara değiniyor.

Gülten İmamoğlu “Maske”yi dünyanın maskesi olarak tasarlıyor ve tahammül sınırlarının sınandığı pandemiyle dünyamızın geldiği noktayı sorguluyor.

Mehmet Kavukçu maskenin koruma, gizleme, saklama, öykünme ve törensellik gibi temel niteliklerden hareket ederek bir performansın görselleriyle “Maskeleşme”yi oluşturuyor.

Düşünceni Paylaş

Your email address will not be published.

Önceki Hikaye

Tipler ayrı, amaçlar aynı!

Sonraki Hikaye

Bir tuval iki tablo

Sergi

Sanat ve tasarım bir arada

Sanat ve tasarımı buluşturan sergi, 27 akademisyenin eserlerinden oluşuyor. 2016'da yaşamını yitiren Prof. Dr. Kaya Özsezgin'in