“Ayağımdaki Diken” ile Geçmişe Yolculuk

Hüsamettin Koçan’ın 2017’de 70. yaşı vesilesiyle gerçekleştirdiği otobiyografik sergisi 'Ayağımdaki Diken', Baksı Müzesi'nin ardından 5 yıl sonra İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde sanatseverlerle buluştu...

Prof. Dr. Hüsamettin Koçan otobiyografik sergisinde; çocukluk imgelerini, kırılmalarını ve masum tecrübelerini bir araya getirdi.

Sergi açılışında konuşan Prof. Koçan; “Burada olmak benim için son derece onur verici bir şey, yeni beşerlerle ve yaklaşımlarla karşılaşıyoruz. Burada onların görüşlerini ve takviyelerini alıyoruz. Bu ilgi ortamında da Baksı’nın, memlekete gitmenin, geleneklere sahip olmanın ve geleceği öteye taşımanın gururu var. Gelenlere ve sahiplenenlere çok teşekkür ediyorum.” diyerek duygularını paylaştı.

Bellek, göç ve varoluş kavramları ekseninde Koçan’ın kendi ömrünün izini sürdüğü sergi, heykel, fotoğraf ve yerleştirmelerden oluşuyor.

“Ayağımdaki Diken” isimli sergi 28 Temmuz’a kadar AKM Galeri’de görülebilecek.

Hafıza, göç ve varoluş kavramları ekseninde Koçan’ın kendi yaşamının izini sürdüğü sergi Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla ziyarete açıldı…

Önce babamın abisi gitmiş, sonra başkaları ve ardından babam izlemiş gidiş yolunu. O anlattı, atlarla günlerce süren yolculuklarını; ben de ondan öğrendim Çetinkaya – Erzincan demiryolu yolcularının hikâyelerini. Ve bu yolculuk başladığından bu güne hiç bitmedi.

O nedenle yetmiş bir yıllık yaşamımda en çok gitmekle ilgili anılarım oldu. Belki de bu nedenle bir çocukluk anımı; ayağıma batan, orada yer eden, kaşınan, sonra da beni terk eden bir dikenin öyküsünü sergime başlık olarak seçtim.

İnsan yaşamındaki büyük kırılmaların yansımaları da gösterişli olur.

Büyük savrulmalar, konum değiştirmeler, sınıfsal sıçramalar, kariyer; tüm bunlar elbette bir yaşamı derinden etkiler. Ancak benim hayatımda, geri dönüp baktığımda, bu saydıklarımın değil, masum ve bana ait olanların izi her zaman daha derin oldu.

“Ayağımdaki Diken” bu nedenle yoğun ve çok yönlü hayatımın öne çıkmak isteyen masum, yalın ve kendine özgü deneyimlerini bir araya getirdi.

Çocukluk anılarım; pek parlak bir öğrenci olmadığımın belgesi olan ilkokul diploma defterim, yer soframız, üstündeki örtüyle günlük yaşamımızın her daim merkezinde duran ve masalların loş ışıklı, yansımalı sahnesi tandır iskemlemiz, evin içini altüst eden masal kahramanlarının düşsel gölgeleri, inşası için uzun zaman çaba gösterdiğim Baksı Müzesi’nin sessiz konuğu gün ışığının hovarda görüntüleri, demirci ustalarının yüzlerce yıldır şekillendirdiği müthiş formlar ve umutların kapısı Huy Kesen Ağacı, zamanın derin sessizliği içinden süzülüp izleyiciye ulaşmak istediler. Ben de bu yolu takip ettim. Yaşamın akışı içerisinde birbiriyle ilişkilenen ve hatta zıt düşen tüm bu unsurlarla, Baksı’nın gerçekliği içinde, izleyici için bir düş sessizliği yaratmak istedim.

Bugünün dili ile, masumiyeti yeniden inşa etmek mümkün müdür? Belki de bu sergi, başka hayatları anlamak ve anlatmak için üretmiş bir sanatçının, kendi yaşamına bakış ve onunla yeniden tanışma yolunda, seçtiği bir arınmadır. Baksı ile birlikte kendi kişisel tarihime doğru yol alırken çocukluğumla karşılaşabileceğimi düşünüyordum. Oysaki bu olanaksızdı. O yüzden “Ayağımdaki Diken”, bir arınma olduğu kadar bu olanaksızlıkla yüzleşmenin yeniden inşası olarak da tanımlanabilir.

Hüsamettin Koçan


Düşünceni Paylaş

Your email address will not be published.

Önceki Hikaye

‘Perde Arasındakiler’ Belgrad’a gidiyor

Sonraki Hikaye

Kıyı hafızasına 28 yeni fotoğraf

Sergi

“Zamane İstanbulları”

Zamane İstanbulları, megakent İstanbul'un güncel görsel anlatılarını bir araya getiriyor, günümüz İstanbul'una dair yaratıcı bir okuma