Categories: Resim

Sihirli bir iksir: Minyatür

Minyatürü sihirli bir iksir olarak tanımlayan Minyatür Sanatçısı Serap Onur, minyatür sanatı ile ustası Taner Alakuş aracılığı ile tanıştığını ve hala usta çırak ilişkisini yürüterek kendi tarzı ile yoluna devam ettiğini belirtiyor.

Minyatür sanatı ile ilişkisini Serap Onur’un kendisinden dinleyelim:

Aşk

“Ben elime kalem, boya verildiğinden beri kendimce resim yapıyorum. Okul hayatım boyunca sevdiğim, kaçtığım yer, o dünya oldu hep. Lisenin son yıllarında ilk desen derslerimi aldığım İsmail Gümüş hocam, müthiş bir öğretmen, sanatçı ve yazar oluşu ile o dönemde ufkumu açtı. Sonra Gazi Eğitim Fakültesi’nde grafik ana sanat dalını kazandım. Sonrasında grafikerlik yaptığım, resim yapamadığım o dönemlerde içimdeki boşluk hissi gittikçe büyüdü.

Ardından Serap Demirağ girdi hayatıma. Bir yanımı aydınlatan ve ışığımı parlatan kişidir o. Aynı zamanda denizatlarının büyüsüne kapıldığım, bıkıp usanmadan resimlerini yaptığım yıllardı. En çok da deniz altının bana verdiği o sonsuzlukta özgürce dolaşmayı sevdim ve ağaç-insan biçimleriyle denemeler yaptım.

Ve sonra geleneksele göz kırpmaya başladığım ve beni bir şekilde hep içine çeken camaltılar dönemi başladı. Bir hoca olmadığı için gittiğim cam boyama kursundan öğrendiklerimle deneme yanılmalar yaparak geliştirdiğim teknikle tavuskuşları ve kalyonları ortaya koydum.

Sonra bir gün Taner Alakuş minyatürleriyle karşılaştım; büyülü bir andı benim için. Minyatürün eksik parçam olduğunu anladım ve elimden tutup beni o dünyaya sokarak özgürce uçma cesaretini veren hocam Taner Alakuş ile gölgede kalan, tıkanmış olanı çıkardık beraber usta-çırak yolculuğunda. Hala her yönüyle bu sonsuz hayal dünyasında kendisinden feyz almaya devam ediyorum.

Serap Onur

Özellikle geleneksel sanatlarda hoca öğrenci uyumu çok önemlidir. Çünkü beraber çok uzun saatler, aylar, yıllar geçirirsiniz. Geleneksel sanatların her dalı disiplinli bir çalışma gerektirir. Meşakkatlidir. Kavramak ve uygulamak uzun zaman alır. Aynı zamanda pahalı da bir sanattır; fırçası, boyası, altını derken çeşitlenir, zenginleşir. Hobi için düşünülecek bir sanat değildir.

Her biçimi ayrı güzeldir; bulutu başka, çiçeği başka, balığı başkadır minyatürün. En çok sevdiğim özelliklerinden biriyse perspektif olmayışı ve boyutsuzluğudur. Bir adamın yanına onun kadar bir çiçek koyabilmek bence çok eğlenceli. Fantastik bir dünyası var ve o yüzden de tam olarak örtüşüyor benim dünyamla.

Özel bir şey olmadığı sürece her gün 4-8-15 gibi değişen ve uzayan saatler boyunca çalışıyorum. Bu kadar uzun saatler çalışabiliyor olmamın temel nedenlerinden birisi de çok eğleniyor ve çok seviyor olmamdır. Bu öyle bir şey ki ürettikçe daha çok üretmek istiyorsunuz. Yeni düşünceler, araştırmalar, okumalar, incelemeler ve denemeler derken bir bakmışsınız saatler geçmiş. Sonra fırçanız, boyanızla kaybolmuş gitmişsiniz yaptığınız kurgunun içinde. Minyatür sihirli bir iksirdir, içtikçe daha çok içmek istediğiniz ve hiç doymadığınız.

Lalenin Rüyası

Teknik hızlı üretime izin vermez. İyi bir eserin bitmesi 5-6 ayı bulur bazen ama hayaller durmaz. Haritadaki kulelerin arasında süzülürken, aklınız hayalinizdeki ejderhanın peşine düşer; sonra onu planlarken karşınıza bir Osmanlı asker figürü çıkar onu yapmak istiyorum dersiniz. Bütün bunlar olurken o anda çalıştığınız şey o kadar keyiflidir ki bir yandan bitirip yeni heyecanın peşine düşmek isterken, öbür yandan bitmesin biraz daha oynayım içinde dersiniz. Bu öyle peş peşe akıp giden tatlı bir rüya gibi bir şey. O düşsel nahif yapı içinde bana da elimdekilerle neşeyle dans etmek kalıyor sadece.”

phoebus.

Recent Posts

Güncel Fotoğrafa Panoramik Bir Bakış

Türkiye'deki güncel fotoğraf ve mercek tabanlı sanata dair tematik bir anlatı sunmayı amaçlayan "Panorama: Hayaller…

5 ay ago

Berlin’de Sahne Bizim Hikayelerin

Berlin'de Türk gecesi! Berlin Film Festivali’nde İlker Çatak’ın ‘Sarı Zarflar’ filmi, ‘Altın Ayı’ ödülünü kazandı.…

5 ay ago

Zamansız bir Karadeniz anlatısı: Loidevilla

Doğa, keşif ve sadeliğin yanı sıra deneyime de önem verenlerin Karadeniz'de yeni rotası Loidevilla, bir…

5 ay ago

‘İsimsiz Eserler Mezarlığı’ Slamdance’te yarışacak

Melik Kuru’nun yazıp yönettiği "İsimsiz Eserler Mezarlığı", Tallinn Black Nights Film Festivali’ndeki dünya prömiyerinin ardından…

5 ay ago

‘Kurtuluş’ dünya prömiyerini Berlinale’de yaptı

Emin Alper'in son filmi ‘Kurtuluş’, dünya prömiyerini 76. Berlin Film Festivali’nin Ana Yarışma bölümünde gerçekleştirdi.…

6 ay ago

Sanat Tarihi Derneği’nden 11 Dalda Ödül

İlk kez düzenlenen "Sanat Tarihi Derneği Ödülleri 2025" sahiplerini buldu. Sanat tarihi ve temas hâlindeki…

6 ay ago