Categories: SöyleşiYazar

Gün ağarmasa

“Hapis yatmış olmak bir hayli istismar edildi” diyor Osman Akınhay ve de ekliyor: “Birileri gibi bu döneme, köpek yıllarımızdı diyemezdim. Cefanın yanında sefasını da yaşadık.” Demir parmaklıkların ardında sefa ilginç gelebilir ama Akınhay’ın sefadan kastı çok başka!

Mesela zamanı değerlendirip, İngilizceyi demir parmaklıkların ardında çözmüş. Çevirmenliğe de ‘içerde’ adım atmış: “Çevirmenlik hayatımı kurtardı diyebilirim. Dışarı çıkınca ‘ben ne yapacağım’ diye düşünmüyordum artık!”

‘Gün Ağarmasa’ isimli ilk kitabını okurları ile buluşturan Akınhay, olumlu-olumsuz bir çok eleştiri aldı. Gün Ağarmasa; bir dönem kendini dünyayı kurtarmaya adamış, o uğurda bedeller ödemiş, geri kalan yıllarında hayattaki yerini aramakla geçiren bir devrimcinin, hatta bir kuşağın hikayesi… Özgürlüğüne kavuşsa da, kayıp yılların hüznü ile içerde kalan, hayatı boyunca tahliye olamayacak bir adam…

Osman Akınhay
Osman Akınhay Gün Ağarmasa Agora Kitaplığı

Bir gece yarısı yazmaya başlıyor Akınhay, Celal’in hikayesini: “Gece yarısı televizyonu kapatıp uyumak üzereyken, ekranda kepçeyle yıkılmaya çalışılan bir binanın gençliğini geçirdiği cezaevi; duvarın da, içinde altı yıl kaldığı kendi koğuşunun duvarı olduğunu fark eder. ‘Hayata dönüş’ operasyonu başlamıştır.”

O zor geceyi ve romanı konuşacağız ama öncesinde o hayatı konuşmak istiyorum, yani içerdeki hayatı. Akınhay’a göre hapishanede zihin detaycı çalışıyor. Yaşananları en ince ayrıntısına kadar anımsayabilmenizi sağlıyor. Bir çok yazarın kendini demir parmaklıkların ardında keşfettiğini düşünürsek, itiraz etmiyorum.

Cezaevi Mektupları

Mesela mektuplar konusu…
Neden cezaevinde yazılan mektuplar diğerlerinden daha etkili?

“Çünkü, haftada sadece 1 mektup yazma hakkınız var! Yazı, hayatımda hep vardı ama haftada bir mektup hakkı, başka bir boyut… Biz de oturup en iyisini çıkarıyorduk.”

Tarık Ali
Ayna Korkusu

Everest Yayınları

Cezaevinde ilerlettiği İngilizce sayesinde, onlarca kitabı çevirdi Akınhay. Etkili çevirilerdi hepsi de. Onlardan biri de ünlü teorisyen Tarık Ali’nin ‘Ayna Korkusu’ isimli kitabıydı. Burada çok kısa Tarık Ali’ye söz vermek istiyorum. Kitabının Türkiye’de yankı bulmasını memnuniyetle karşılamış, çevirinin önemine değinmiş, Akınhay’dan övgü ile bahsetmişti:

“Kitabın tartışılmış olması emeklerimin boşa gitmediğinin bir ifadesi aynı zamanda. Kitabımın Osman Akınhay gibi çok akıllı bir editörün elinde oluşmasını, büyük bir şans olarak kabul ediyorum.”

“Öner Yağcı’nın daktilosunu kıskanırdım…”

Detay demişken, güzel bir anıyı anımsıyor Akınhay.
Öner Yağcı’nın daktilosunu….

“Öner Yağcı daktilo getirtmiş, oturmuş bir köşeye, iştahla Turnalar’ı yazıyor. Oturup onu izliyor, içten içe acayip kıskanıyordum. Sonra bende bir yolunu buldum. Aradım taradım, bir şekilde daktilo getirttim.”

“İstismar güzel pazarlanmıştı!”

Daktilo da geldiğine göre, artık “Gün Ağarmasa”yı konuşabiliriz:

“O günleri yaşarken, bir gün bütün bunların sayfa sayfa yazılacağının farkındaydık. Romanı 1996 yılında yazmaya başladım. Kurgusu içime sinmiyordu bir türlü. Sonra o gece yaşandı, ‘hayata dönüş’ operasyonu… Etimizle, kemiğimizle hissetmiştik o geceyi. İçimde biriken öfkeyi, heyecanı kâğıda dökmek için sabırsızlanıyordum artık… O gece sayfalarca yazdım. Ki, o gece bitirmiştim aslında romanı.”

Gün Ağarmasa; 200’ü aşkın kurban alan “Hayata Dönüş Operasyonu”nun başladığı gecedir. Bir eski siyasi mahkûm olan Celal, tam televizyonunu kapatıp uyumak üzereyken, ekranda ansızın, cezaevinde beş yıl kaldığı koğuşun duvarının bir kepçeyle yıkılmakta olduğunu görür.

Bir sessizlik çöker sonra. Karanlığın içinde bir yüreğin kıpırtısı duyulur. “76 yılının Siyasal”ı, puslu bir şehir olan Ankara’nın sokakları ve mahallelerinde geçen devrimcilik yılları, ülkeye bir kâbus gibi çöken 12 Eylül darbesi, Mamak, Çanakkale cezaevleri ve bir yanda ölüme yatanların acısı, öbür yanda bitimsiz bir aşkın hatırası arasında o sarsıcı soru; “Nasıl bir insan olarak öleceğim?”

Peki, neden yaşandı o günler?
Neden düşüldü bütün bu tuzaklara?

“Maalesef bütün ideolojiler ölümü kutsuyor. Bu durum ölüme tapınma noktasına kadar geldi. Sağcı ya da solcu fark etmiyor, açık açık kullanılıyor. Oysa tam tersi olması gerekmez mi? Yaşatmayı, bir arada olmayı kimse düşünmez mi? Ama ölüm kutsanıyordu işte! Farklı görüşlerdeki insanlar birbirlerine düşman olarak gösteriliyordu. Açıkçası kullanılmıştık ve istismar güzel pazarlanmıştı!”

Gidişatı tersine dönüştürecek bir eylem, girişim hatırlıyor muydu Akınhay?

“Edebiyat dünyasından örnek verirsem, mesela Birikim dergisinde bir ara muhafazakârlara yer verildi. Bu yenilik solcular arasında çok eleştirilmişti. Tam bir ortam oluşturacak diye beklerken Sivas olayları patlak verdi ve yine başa dönüldü. Yani hiç bir şey değişmedi.”

“Gün Ağarmasa”, ölümün kırbacıyla terbiye edilen bir ülkede, ortalama bir devrimci karakter üzerinden başarılı geri dönüşlerle, bir zamanlar hayatı kökten dönüştürmeye, tarihe yön vermeye cüret etmiş, şimdiyse hayattaki ve tarihteki yerini arayan 78 kuşağının kabuk bağlamış yaralarını kaşıyor.

Kürşat Okutmuş

Journalist Author. TV News Editor.

Recent Posts

Güncel Fotoğrafa Panoramik Bir Bakış

Türkiye'deki güncel fotoğraf ve mercek tabanlı sanata dair tematik bir anlatı sunmayı amaçlayan "Panorama: Hayaller…

3 ay ago

Berlin’de Sahne Bizim Hikayelerin

Berlin'de Türk gecesi! Berlin Film Festivali’nde İlker Çatak’ın ‘Sarı Zarflar’ filmi, ‘Altın Ayı’ ödülünü kazandı.…

3 ay ago

Zamansız bir Karadeniz anlatısı: Loidevilla

Doğa, keşif ve sadeliğin yanı sıra deneyime de önem verenlerin Karadeniz'de yeni rotası Loidevilla, bir…

3 ay ago

‘İsimsiz Eserler Mezarlığı’ Slamdance’te yarışacak

Melik Kuru’nun yazıp yönettiği "İsimsiz Eserler Mezarlığı", Tallinn Black Nights Film Festivali’ndeki dünya prömiyerinin ardından…

3 ay ago

‘Kurtuluş’ dünya prömiyerini Berlinale’de yaptı

Emin Alper'in son filmi ‘Kurtuluş’, dünya prömiyerini 76. Berlin Film Festivali’nin Ana Yarışma bölümünde gerçekleştirdi.…

3 ay ago

Sanat Tarihi Derneği’nden 11 Dalda Ödül

İlk kez düzenlenen "Sanat Tarihi Derneği Ödülleri 2025" sahiplerini buldu. Sanat tarihi ve temas hâlindeki…

3 ay ago