/

Perküsyoncuları sahnenin önüne alalım

Darbukatör Bayram’ın dramını hepimiz biliriz. ‘Sipalileri” toplamasına toplar da, hep en arkadadır... O dramı yaşamak istemeyen perküsyoncular, yaptıkları müziği başka bir boyuta taşıyınca, bizim Bayram’a da gün doğmadı değil! O ki, sahnenin önüne geldiler, buluşup değişimi konuştum…

Okumaya Başla

Darbukatör Bayram’ın dramını hepimiz biliriz. ‘Sipalileri” toplamasına toplar da, hep en arkadadır, bir türlü öne çıkamaz. Bayram’ın dramını yaşamak istemeyen Mısırlı Said El-Artist, Hindu Zakir Hüseyin ve Meksika kökenli Amerikalı Glen Verez gibi perküsyoncular, yaptıkları müziği başka bir boyuta taşıyınca, bizim Bayram’a da gün doğmadı değil!

Okay Temiz ve Burhan Öcal ile başlayan perküsyon atağı, peşi sıra etkili grupların çıkmasını sağladı. Rakkas, Harem, Yarkın bu rüzgarın öne çıkardığı gruplar oldu… O ki, sahnenin en önüne geldiler, buluşup değişimi ve gelişimi konuştum…

“İçimizde bir yerlerde var” diyor Okay Temiz: “Herkesin bir ritim duygusu var. Ne yazık ki çağdaş yaşam dediğimiz şey bu duyguyu bizden uzaklaştırıyor. Onu tekrar bulmak ve yaşam boyu içimizde tutmak için hemen bir araya gelip çalmamız, çalmamız, yine çalmamız gerekiyor!”

Okay Temiz

Afrika toplumlarında yaşayanların zor, şaşırtıcı, çekici ve renkli ritimleri kusursuz şekilde kolayca çaldıklarına dikkat çeken Temiz, bu durumu doğayla bütünleşmelerine ve kendilerini ifade etmelerinin en kolay yolu olarak görmelerine bağlıyor. Çünkü ritim onların içinde, günlük hayatın bir parçası…

Ritim, bize zamanlamayı öğretir. Beynimiz, çaldığımız ritmi belli bir zaman algılamayı ve geliştirmeyi öğrenir. Ritmi zamanın içinde, zamanı ritim içinde disipline etmek gerek. İster yalnız ister gruplar halinde ritim çalışmasından elde edeceğimiz ruhsal ve bedensel haz, çalma süresince yaşananlar, beynin bir disiplini yakalamak için durmaksızın üretimi ve bunların hepsi kendimizi daha iyi tanıma fırsatı verir. Ritim her yerde var. Tüm evrende. Bu ritmi hissederek, zevk alarak çaldığınızda, sanatla birleşme noktasına ulaşıyor, evrenin bir parçası oluyor ve kendi iç dengemizi buluyoruz. Etrafımızdaki temposu ve ritmi bozuk şeylerin farkına varabiliyor ve de kendi hayatımızın aksamayacak sağlam ritmini daha kolay oluşturabiliyoruz. Ritmin katılımcı bir yapısı var. İnsanlar birbirlerinin değişik yönlerini tanıyor ve paylaşmayı öğreniyorlar.

Okay Temiz

Mısırlı Ahmet ve Harem grubunun yapımcısı Mega Müzik sahibi Ethem Zeytinkaya, biraz Okay Temiz’e yükleniyor. “Yıllardır var ama halka inemedi” diyor. Harem’in ardından şirket Mısırlı Ahmet’i sundu müzikseverlere. O kadar çok beğenildi ki, albümlerin ardı arkası kesilmedi. Zeytinkaya; Zümre ve Asena gibi grupların Harem’in kötü taklidi olduğunu söylüyor. Harem diyor başka da bir şey demiyor: “Harem çok sıcak geldi insanlara.”

Harem grubunun çıkışı menajer Sinan Ergiz’in işlerini de kolaylaştırmış durumda. Gruba program ve sahne bulmaktan çok, artık tekliflere cevap vermekle meşgul bu günlerde. İsteği grubun dünya vatandaşı olması. Mesela Sting’le bir konser vermek gibi bir hayalleri var.

Grupları bir arada tutmak hep zor olmuştur. Bu durum Harem’i de zorluyor. 6 kişi başlayan Harem, şu an 4 kişi kaldı. Bünyamin Olguncan, Suat Berkay, Ercüment İpin, ve Serkan Balta yeni albüm için stüdyoya gireken, gruptan ayrılan 2 eski arkadaşın, yeni bir grup kurması bekleniyor. Yani senaryo gruplarda hiç değişmiyor.

Unkapanı, perküsyonun yükselişini kaçırmadı tabi ki… Sultan’s Of Secrets, yani Ritmin Sultanları mesela… Seyhan Müzik sahibi ve albümün yapımcısı Fuat Seyhan’a uğradım. Bu durumu inkar etmedi: “Revaçta olduğu için biz de böyle bir şey yapmak istedik. Güzel dönüşlerde aldık. Satışlar 20 binin üzerine çıkıt. İkinci albüm ilkinden daha iyi olacak”

En son hem Harem’de, hem de Ritmin Sultanları’nda çalan Bünyamin Olguncan ile sohbet ediyoruz. O da darbukanın yükselişinden memnun: “13-14 yıldır darbuka çalıyorum, büyük bir fırsat doğdu. Bugün geldiğimiz noktaya bazen inanamıyorum. En azından benim bir sanatım var ve bunu icra edebiliyorum diyebileceğim artık. Darbukatör olarak yıllarca ezildik, şimdi ise artık kendimize çalıyoruz. Daha kontrollüyüz ve emeğimizin karşılığını alıyoruz. Bu kadar ilgi beklemiyorduk doğrusu ama müthiş bir duygu.”

Kürşat Okutmuş

Journalist Author.
TV News Editor.

Düşünceni Paylaş

Your email address will not be published.

Önceki Hikaye

Altın çöplük!

Sonraki Hikaye

Bir yarışmadan kaç efsane çıkar?

Dosya