İhsan Oktay Anar’ın derin denizlerde kurduğu âlemde, o belirsiz, kımıltısız siluetin hem içinde hem dışında, olağanüstü bir hikâyede, hikâyeyiz...
Antakya’da yer alan St. Pierre, neredeyse her kaynakta Hıristiyanlığın ilk kilisesi olarak geçiyor. Ancak Anadolu kültürü tarihçisi Ali Canip Olgunlu, bunun doğru olmadığını, dünyanın ilk kilisesinin Antakya’da değil Konya’da olduğunu yazdı...
Edebiyatta tek yönlü, tek kanallı beslenmeyi sona erdiren zahmetli uğraşın adı; çeviri. Çevre dünyayı anlamamıza yardımcı olan mucizevi bir katalizör o. Avantajları olduğu muhakkak, peki ya zorlukları?
Amerikan eğlence endüstrisine bakıldığında, öne çıkan yapıtların çocuklara yönelik olduğu açıkça görülüyor. Tüketim açısından çocuklar en iyi hedef kitle çünkü. Üstelik çocuğun etkilendiği şey büyüklerin de gündemine oturabiliyor...
Kaybedilen ilk savaş Mecmua-i Fünun’dur. Ahmet Hamdi Tanpınar; 48 sayı çıkabilen ilk Türkçe bilim dergisi için “Bu mecmua bizde, Büyük Fransız Ansiklopedisinin 18. asırdaki rolünü oynadı” der. Tanpınar’ın yorumuna “ne garip mukayese” diyerek ilk itiraz Cemil Meriç’ten gelir...
Önce Evliya Çelebi’yi Seyahatnamesini yazarken, Kanuni'yi Irak seferinin minyatür çizimini heyecanla beklerken düşünün. Sonra da tüm bu eserlerin tozlu ve nemli bir ortamda kolilere tıkıştırıldığını, üzerlerine yağmurla karışık kirli suların damladığını!..
Camon’la Türkçe’ye çevrilen ilk kitabı ‘Balinaların Şarkısı’ aracılığı ile tanışmış, sohbetimizi kitabın dışına taşırarak uzun bir döneme yaymıştık. Türkiye’ye karşı ilgiliydi. Bu süreçte dostluğumuz ilerledi ve İtalyan ihtiyardan Avrupa’ya dair geniş izlenimler edindim...
Annesi Selma Sultan’ın tutsak büyüdüğü Çırağan Sarayı'nda buluştuk Kenize Murad’la. Bir şeylerin izini sürebilmek için; duvarlardan, kapılardan yardım ister gibiydi. Kimi zaman duygulandı, gözleri doldu… Kimi neşelendi, bu durumun keyfini çıkardı…
Dingin, sakin görünse de öyle biri değil Grange. Sürekli zihninde bir şeylerin izini sürüyor gibi. O çözülmemiş problemlerin peşindeyken, bir yolunu bulup onu yakalamak, sıkıştırmak, cevap almak hayli zor iş!
Şair Sunay Akın’la sisli bir cumartesi sabahı, Salacak'ta buluştuk. Gün boyu o anlattı, ben ha bire notlar aldım. Ceplerim gizemli hikayeler ile dolup taştıkça, İstanbul daha da güzelleşti gözümde. Bu büyüleyici kenti biraz olsun tanıyor olmak, ne keyif ama!
Monterroso, birbirinden bağımsız olay dizilerine sahip sıra dışı konuları 40 kısa öyküde işliyor. Öykülerinde Antik Yunan, Pygmalion ve Homeros’a, edebiyat tarihinin unutulmazları Kafka ile Gregor Samsa’ya gönderme yapıyor...
Amin Maalouf, bu kez geleceğe yönelik bir kurguyla selamlıyor okuru. Yarı distopik bir dünya çiziyor. Platon’un mağarasından çıkıp Empedokles’in Dostları’yla tanışmaya davet ediyor...
Romanının ilk 80 sayfasını yayınevine götürüp, 250 bin sterlin avans aldığı günü unutamıyor. Ki, kitap çıktıktan sonra yayıncısını mahcup etmeyecekti. Sonrası bir iplik söküğü gibi zaten. Başarılar “inci gibi” dizildi ardı sıra…
Edebi ile akademik alanların gelgitli bir ilişkisi olduğu, birbirlerinin antitezi olarak düşünülür. Peki, bu iki dünya arasında gerçekten de aşılamaz bir duvar mı örülüdür?
Parker; insan ilişkilerindeki sorunları, yalnızlığı, aşk ve kıskançlık krizlerini komik diyaloglar eşliğinde nakşettiği bu öykülerde, hiçbir karakterine ayrıcalık tanımıyor...
Seçki, sanatçının 1950-1995 yılları arasında, Türkiye'nin ve dünyanın seçkin gazete ve dergilerinde kendine yer bulan, yankı uyandırmış 80 karikatürünü bir araya getiriyor...
“Kitapçı Dükkanı’nı yazmasaydım, metrolarda koltuk döşemelerini kesen veya telefon kulübelerini tekmeleyen biri olabilirdim” dese de, inanmayın! Çünkü o öyle biri değil, sadece biraz öfkeli…
Gün Ağarmasa; bir dönem kendini dünyayı kurtarmaya adamış, o uğurda bedeller ödemiş, geri kalan yıllarında hayattaki yerini aramakla geçiren bir devrimcinin, hatta bir kuşağın hikayesi…