Bir denizaltı hikayesi: TİAMAT

İhsan Oktay Anar’ın derin denizlerde kurduğu âlemde, o belirsiz, kımıltısız siluetin hem içinde hem dışında, olağanüstü bir hikâyede, hikâyeyiz...

İhsan Oktay Anar sekiz sene aradan sonra ‘Tiamat’ ile okuruyla buluştu. 1915’te, Birinci Cihan Harbi sırasında geçen hikâye, okuru Osmanlı’ya ait bir denizaltının içinde dolaştırıyor. Anar’ın son romanı önce bilimkurguya, sonra soluk soluğa bir fantastik anlatıya dönüşüyor.

İhsan Oktay Anar

TİAMAT
İhsan Oktay Anar

Everest Yayınları, 2022

“Başlangıçta her şey soğuk, boş ve anlamsızdı. Kutsal Rüzgâr sular üzerinde okşar gibi anaforlarla esiyor, güneş ve ayın, burçlar ve yıldızların henüz yaratılmadığı zifirî gecede, gözleri mucizevî bir dokunuşla açılmış halde bizzat kendini, yani karanlığın yine ta kendisini gören kör tabiatı sanki teselli ediyordu. Onun uyanıp cisimleşmiş hâli olan diğer çelik canavarın belirsiz silüeti ise satıhtaki zayıf aydınlığın hemen altında âdeta kımıltısızdı.”

Düşünceni Paylaş

Your email address will not be published.

Önceki Hikaye

Akaslan’dan Yoksulluğun Tarihi

Sonraki Hikaye

Neyi Neden Bilmek İstemeyiz?

Kitap

Benim Hayatım Benim Bedenim

Kitap, Piercy’nin otobiyografik metinlerinin başında geliyor. İşçi ve emekçi ailesinden bahsedip sözü feminizme, sosyalizme ve anarşizme

Kadastrocu’nun tuhaf hikâyesi

Tayfun Pirselimoğlu Kadastrocu’da tuhaf bir rüzgârın -yoksa kaderin mi demeli?- önünde sürüklenen Cemal Kara’nın hikâyesini anlatıyor...