/

Kötülükten polisiye yazarak korunuyor

“Kitapçı Dükkanı’nı yazmasaydım, metrolarda koltuk döşemelerini kesen veya telefon kulübelerini tekmeleyen biri olabilirdim” dese de, inanmayın! Çünkü o öyle biri değil, sadece biraz öfkeli…

Kitapçı Dükkanı, Esmahan Aykol’un ilk kitabı; fakat okuyucuyla ilk buluşması değil. Yazarın 80’lerde Sokak dergisinin liberal sayfalarında başlayan yazı serüveni, daha sonra Güneş, Radikal İki ve Nokta ile devam etmiş.

“Kitapçı Dükkanı’nı yazmasaydım, metrolarda koltuk döşemelerini kesen veya telefon kulübelerini tekmeleyen biri olabilirdim” dese de, inanmayın! Çünkü o öyle biri değil, sadece biraz öfkeli… Polisiye roman yazmasının nedenlerinden biri de bu zaten! Yazıyor, çünkü içinde biriken öfkeyi sayfalara dökerek, biraz olsun korunmak, rahatlamak istiyor…

Esmahan Aykol

Yüksek lisans ve doktora tezi için hayatının önemli bir bölümünü Almanya’da geçiren Aykol, yurt dışında Türk olmanın hiç de eğlenceli bir şey olmadığını bu dönemde fark etmiş. Türkiye’de Türk olmaya bayılmıyor, Almanya’da faşizmden payına düşeni fazlası ile alıyor ve bu arada kalmışlık onda öfke patlamalarına neden oluyor. Sonunda, tüm bunlardan kurtulmanın yolunu bir cinayet romanı yazmakta buluyor..

Berlin ve İstanbul’da yaşıyor Esmahan Aykol…
İstanbul sevdası ağır bassa da, Kitapçı Dükkanı’nı Berlin’de yazmış:

“Berlin, odaya kapanmak için daha ideal. İstanbul daha çok ilham almak ve dolmak için.”

Roman kahramanı Kati Hirschel (Kati Hirşel), Kuledibi’nde İstanbul’un kriminal kitap satan tek kitabevini işletmektedir. Kriminal kitap okuru ve kitap satıcısı deneyimi sayesinde Kati, gizemli cinayetleri başarılı biçimde çözebilecek tüm niteliklere sahip olduğuna inanmaktadır. Sürekli meraklı olarak kendisini hiç ilgilendirmeyen cinayet olaylarına bile heyecanla burnunu sokar. İnatçı ve kimi zaman sinir bozucu tarzıyla, insanlardan polise vermeyecekleri bilgileri toplar. Gerçekten de, komiser Batuhan’ı her defasında, saç baş yoldurtacak cinayet teorileri ve kuşkularıyla karşı karşıya getirerek onun zor soruşturmalarını hızlandırmayı başarmaktadır. Her şey sonuçsuzluğa götürünce de, polis cinayetleri aydınlatma başarısı gösteremez. Kati, her defasında maktulün izini bulur fakat hukuk ve yasalar işlemediğinde bildiklerini kendine saklar.

Kitapçı Dükkanı

Kati Hirşel’in bir dedektif ya da polis olmayışı, romanı yazarken Aykol’un elini rahatlatmış.

Çoğunlukla asıl cinayet eylemi arka planda kalır, cinayet genelde kaçınılmış bir yardımcı eylem biçiminde ortaya çıkar. Aykol, daha çok toplumsal ve siyasal sorunların doğurduğu, azınlıklar, terörizm, rüşvet, adam kayırmacılık, çevre sorunları ve irtica gibi toplumsal nedenlere ve çelişkilere dikkat çeker.

Yazar, göz kırparak ışık tutar Türk-Alman ilişkilerinin ruhuna; Almanların ve Türklerin karşılıklı önyargılarını, eğlendirici ve patavatsız ben-anlatıcı aracılığıyla eleştirir.

İstanbul sevdasından vazgeçemeyeceğini, insanın Avrupa’da yaşayınca daha da milliyetçi olduğunu ve bunu söylediğine dahi şasırdığını söylüyor Esmahan Aykol. Kitapçı Dükkanı’nda ayrıca 11 Eylül olayları gibi dünyada yaşananlar da kahramanların diyologlarına yansıyor. Bu da, okuru romanın evrenine biraz daha yaklaştırıyor.


Kitapçı Dükkanı (İng. Hotel Bosphorus) İstanbul’a yerleşen ve Tünel’de salt polisiye kitaplar satan bir kitabevinin sahibesi olan Kati Hirşel’le tanıştırıyor bizi serinin ilk kitabı olan Kitapçı Dükkanı’nda Esmahan Akyol. Son yılların en önemli kadın dedektif kahramanı demek yanlış olmaz Kati Hirşel için. Alman asıllıdır Kati ama Türk gibi hissedip, Türk gibi yaşamaktadır. Çok iyi bir polisiye okuru olan Kati, içindeki amatör dedektifin sesine kulak vererek geçmişin izini sürmeye, işin içine giren sayısız kişi yüzünden Arapsaçına dönen ilişkiler yumağını çözmeye karar verir. Soluk soluğa okunacak bir serüvene atılır.

  • Kitapçı Dükkanı 2001
  • Kelepir Ev 2003
  • Savrulanlar 2006
  • Şüpheli Bir Ölüm 2007
  • Tango İstanbul 2012

Kürşat Okutmuş

Journalist Author.
TV News Editor.

Düşünceni Paylaş

Your email address will not be published.

Önceki Hikaye

Gün ağarmasa

Sonraki Hikaye

‘Mesele dönmek değil’

Söyleşi

Salman: Onurlu yaşıyorum

Fransa’ya vize alamayınca konsolosluk önünde eylem yaptı. Ardından da sokakta yıpranmış halde görüntülenince, “Salman’ın hali perişan”

Hangi cephedeki biziz?

Bir dönemin, işgalin, gelip geçiciliğin belgesi belki de “Tanıdık Cepheler”... Gökçen Ataman Tanyer ve Setenay Alpsoy;