/

‘Ben de Zazaca isterim’

Bir Mahsun Kırmızıgül’ümüz vardı artık. “Alem buysa kral benim” dediği günden beri, hep birilerine dargın, kavgalı, küs. Tam türküler yükselişe geçmişken, ‘alelacele’ türkü albümü çıkarınca, eleştirileri okları bir kez daha ona döndü...

Ortakları, borçları ve kavgaları ile bir Mahsun Kırmızıgül’ümüz vardı artık. “Alem buysa kral benim” dediği günden beri, hep birilerine dargın, kavgalı, küs. Uzun bir aradan sonra, tam da türküler yükselişe geçmişken, ‘alelacele’ türkü albümü çıkarınca, eleştirileri okları bir kez daha ona döndü. Bu bir fırsat albümü müydü?

“Yok öyle bir şey. Sanki ilk defa türkü okuyorum. Ben hep türkü söylüyorum zaten. Yeni bestelenmiş türküleri, türküden saymayalım o zaman. Kardeşlik türküsü adı üstünde, türkü değil miydi? Mihriban’da pop değildi herhalde. Albümlerimin hepsi türküydü ama bu son albüm klasik türkülerden oluşunca insanlar Mahsun türküye döndü dediler, ayıp ettiler.”

– Dönmemiş mi diyelim?

– Türkü deyince akla ne geliyor biliyor musun; böyle belli bir tarihin süzgecinden geçmiş, eskiden beri bilinen, herkes tarafından söylenen. Daha hiç türkü yapmayalım o zaman. Türkünün revaçta olduğu ise palavra. Televizyonda söylenenleri dinliyorum, yok kardeşim, türkü en kötü günlerini yaşıyor. Güzel türküler ne zamandı biliyor musun? Seksenli yıllardaydı. Arif Sağ ve Musa Eroğlu’nun zamanlarındaydı. Her yerde felaket satıyordu. Ben bu işi yapıyorum. Ne satıyor, ne satmıyor çok iyi biliyorum. Her yerde türkü barlar açıldı diye, türkü en iyi çağını yaşıyor demek doğru değil.

– Yüzyılın Türküleri nasıl gidiyor? Beğenildi mi?

– 14 günlük satışlar ortada, her yerde bir numara. Bu albümü satsın-satmasın diye yapmadım. Sevenlerimi mutlu etsin yeter.

– Sen ne zaman mutlu olacaksın? Hep yüzünden düşen bin parça!

– Ne güzel işte, ben buyum. Herkesin bir duruşu var. Buda benim duruşum. Hüzün benim diğer adım. Sevgi üzerine, sevda üzerine çok şey yazdım. Ama bunların hiçbirinde öldüm, bittim, kahroldum, yandım yok. İnsanlar doğup büyüdükleri yerleri unutamıyorlar. Özlemler var. Benim de malzemem bu. Hüzünlüyüm ama ‘yıkılmadım ayaktayım’… İnsanlara özgüven verdi bu şarkım.

– Kim bu seni yıkmaya çalışanlar?

– Ben de herkes gibi bu ülkede yaşıyorum. İnsanlar ne yaşıyorsa ben de onu yaşıyorum. Ama sen şirketi soruyorsan, anlatayım. (Prestij Müzik) Evet ayrıldım, her şeyi onlara bıraktım, yapacağım ilk albümü de onlara hediye edecektim. Yeter ki şu iş bitsin dedim! Ben Doğuluyum, onlar Karadenizli. Diyeti benim ödemem gerekti, ben de ödedim. Ama dostluklar da bitti orada.

Mahsun Kırmızıgül

– Yapımcılık bitti mi?

– Yapmayı düşünmüyorum ama bu işi herkesten iyi yaparım. Prestij Müzik nereden nereye geldi gördünüz… Farklı hayaller vardı. Ticareti bilmiyor muşum! Şimdi öğrendim. 10 milyon dolarıma mal oldu ama öğrendim.

– Acısını çıkarmayı düşünüyor musun?

– Başladım bile. Dün akşam top oynadım mesela, sinemaya gittim. Hiç bir yaz 1 ay tatil yapmadım, bu yaz ilk defa yapacağım.

– Kavgalar, tartışmalar? Onlar ne olacak?

– Türkiye’de insanlar konuşmadan bir yere gelemiyorlar, gerçek bu. Hayat birilerine saldırmaksa, ben artık yokum. Hiç kimseye kötü söz söylemiyorum, bana söyleyebildikleri kadar söylesinler. İnsanları tanıyorum artık. Ekranda nasıl farklılar, anlatamam sana! Halk da bunları seviyor, en çok ona üzülüyorum.

– Ya Mahsun Kırmızıgül de öyleyse…

– Değilim. Allah aşkına kendini benim yerime koy. Anadolu’dan gelmişsin, konservatuvar köşelerinde yılların geçmiş, az buçuk mürekkep yalamışsın, bu işin eğitimini almışsın, müzik dünyasında büyük mücadelen olmuş. Yeni biri çıkıyor, ikinci gün sana saldırıyor. Bir de magazincilerin bazıları çok ahlaksız. 23 Nisan günü sokak çocuklarını toplamışlar, ben de oradayım, magazinci arkadaş çocuklara soru çalıştırmış, o çocuğa yazık değil mi, ayıp değil mi!

– Değişim rüzgarları esiyor, moda gibi herkes “değiştim” diyor… Sen de “değiştim, geliştim” diyorsun…

– Öyle, değiştim, geliştim. Değişmek zorundasın… Artık her detayı evrensel boyutlarda düşünmen lazım. Toplumun sorunlarıyla ilgilenmek zorundasın…

– Kürtçe televizyon var gündemde… Tartışılıyor da… Sen nasıl bakıyorsun bu konuya?

– Ülkemizde farklı dillerde yayın yapacak kanalların olması güzel. Mesela benim annem zazaca biliyor, ben de Kürtçeyi çok iyi konuşamam ama ‘Zazacam’ iyidir. Kürtçe yayın yaparlarsa izlerim ama ben de “zazaca” isterim.

– Olur mu?

– Neden olmasın. Kürtçe yayın olsun ama zazaca da olsun. Zazaca bilenlerin ve konuşanların sayısı az değil. Belli saatlerde kürtçe olur, belli saatlerde de zazaca. Hatta Çerkezce bile yapılsın ama Rumca yayın yapılmasın!

– O niye?

Rumlar da cihaz takıp, Yunanistan kanallarını izlesinler. Orada 30-35 tane kanal var. Bu şaka tabi.

– Kim bilir… Zaza TV’de program yaparsın belki…

– Zazaca program yapmam ama izlerim. Düşünsene Zaza TV’de ki magazin programlarını! Kim rüküş, kim değil… Herkes gülmekten kırılır herhalde. Ama o kültürün insanları nasıl mutlu olurlar anlatamam.

– Annen nasıl? Aranız nasıl?

– Aynı! Her akşam evlenmem için baskı yapıyor, annemle birlikte yaşıyorum, güzel bir diyaloğumuz var. Her akşam namaz kılarken, “oğlum evlen artık, yaşlanıyorsun, çoluk çocuğa karış” diyor.

– Tartışmalarınız bitti mi?

– Biter mi? Annemin ayağını türbelerden kesene kadar neler çektim. “Ev türbe” diyordum ona biliyorsun. Duayı evde yap diyordum. Neyse ki ikna oldu ve artık hep evde.

Kürşat Okutmuş

Journalist Author.
TV News Editor.

Düşünceni Paylaş

Your email address will not be published.

Önceki Hikaye

‘Türkülere bir şey olmaz’

Sonraki Hikaye

‘Popüler olmam, sisteme bağlı’

Müzik

‘Mesele dönmek değil’

O, müzikseverleri seslerin kristal dünyasına götürmeden, yanına vardım. Onu Avrupa’ya taşıyan özel yasadan müzik hayatına, klasik