Ne zaman ki Serdar Ortaç’a ‘ben adam olmam’, Emrah’a ‘dura dura’ isimli şarkıyı yazdı, canım sıkıldı, çaldım kapısını… Neyin var sevgili Aşkın Tuna?
Dolmabahçe’de buluşmak, ikimizi de iyi gelmişti… Konserden konsere koşmuş, Haluk Levent’i de geçerek Türkiye sınırları içerisinde en çok konser veren müzisyen olmuştu. Buna rağmen hala popüler değildi!
Bir Mahsun Kırmızıgül’ümüz vardı artık. “Alem buysa kral benim” dediği günden beri, hep birilerine dargın, kavgalı, küs. Tam türküler yükselişe geçmişken, ‘alelacele’ türkü albümü çıkarınca, eleştirileri okları bir kez daha ona döndü...
Bu kadar besteyi zihninde tutmayı beceren birinin “müzik benim yaşam biçimim” demesi gerekir ki, o da zaten öyle söylüyor. Bir tarza ait olmaktan daha çok, türküleri ve kendi şarkılarını seslendirmek istiyor Uğur Murathan...
Projeleriyle çocuğa, kadına, Anadolu’ya dokunan Prof. Hüsamettin Koçan bu defa bir rüyayı hayata geçiriyor... Koçan, düşlediği müzenin geleneğin kaybolmasına direnç gösterebilecek bir nokta olacağı görüşünde…
Yücel Arzen’le buluştuk Unkapanı’nın soğuk koridorlarında. “Zincirin son halkasıyım” diyen Arzen, “seni yaşlı cadaloz” dediği İstanbul’a 1988 yılında gelmiş. Ve “alacağın olsun İstanbul” demesi için 14 yıl geçmesi gerekmiş...
O, müzikseverleri seslerin kristal dünyasına götürmeden, yanına vardım. Onu Avrupa’ya taşıyan özel yasadan müzik hayatına, klasik müzik dinleyicisine bakışından sahnede yaşadıklarına pek çok merak ettiğimi sordum…
“Kitapçı Dükkanı’nı yazmasaydım, metrolarda koltuk döşemelerini kesen veya telefon kulübelerini tekmeleyen biri olabilirdim” dese de, inanmayın! Çünkü o öyle biri değil, sadece biraz öfkeli…
Gün Ağarmasa; bir dönem kendini dünyayı kurtarmaya adamış, o uğurda bedeller ödemiş, geri kalan yıllarında hayattaki yerini aramakla geçiren bir devrimcinin, hatta bir kuşağın hikayesi…
Önce bir kaç fırça darbesi, sonra cevap… Geniş açıdan bakmalar, ağırdan almalar derken; sohbetin ritmini yakalıyoruz sonunda…
‘Zor’ çıkış şarkısıydı, gerçekçi ve iç burkan tonlarıyla dillere dolandı. ‘Mavi’yi denizin derinliklerindeyken yazmıştı. Ki bu mümkün, çünkü o aynı zamanda bir dalgıç. ‘Efkârlı' ilk albümünde en beğenilen şarkı oldu. Ben ise en çok ‘Küçük Kız’ı sevmiştim…