Sihirli bir iksir: Minyatür

Minyatürü sihirli bir iksir olarak tanımlayan Serap Onur, hala usta çırak ilişkisini yürüterek kendi tarzı ile yoluna devam ettiğini belirtiyor...

/

‘Kitapsız’ Yeşilçam!

Hollywood filmlerinde sayısız örneklerini görünce, beyaz perdenin okuma alışkanlığımıza neler kazandırdığına baktım. Sinema kitap ilişkisine dair notlar tuttum. Topladıklarımı sinemanın “ağır işçisi” Giovanni Scognamillo ile de paylaştım... İşte "Kitapsız Yeşilçam"a varan o serüven...

/

Bir yarışmadan kaç efsane çıkar?

Tüm hikaye 1964 yılında Balkan Festivali'nde Türkiye adına yarışan Tülay German’ın söylediği Burçak Tarlası ile başlıyor. Şarkı o kadar çok seviliyor ki, Türkçe şarkılar birden zirveye yükselip dönemin trendi oluyor...

/

Perküsyoncuları sahnenin önüne alalım

Darbukatör Bayram’ın dramını hepimiz biliriz. ‘Sipalileri” toplamasına toplar da, hep en arkadadır... Bayram’ın dramını yaşamak istemeyen günümüz perküsyoncuları, yaptıkları müziği başka bir boyuta taşıyınca, bizim Bayram’a da gün doğmadı değil! O ki, sahnenin önüne geldiler, buluşup değişimi konuştum…

/

Ortaya karışık Lazbesk

Arabesk, özgün müzik derken şimdi de zirveye Karadeniz müziği çıktı. Ama bu bildiğimiz Karadeniz müziği değil. Kimi yerel şiveyle pop söylüyor, kimi rock yapıyor… Varıp, Karadeniz müziğinin temsilcilerine sordum: Nasıl başladı bu trend? Kemençeye ne oldu?

/

Koçyiğit: Bugün star olamazdım

Nicedir sinemada, beyaz camda yoktu. Uzun bir aradan sonra televizyona dizilerle dönünce, aradım, görüşmek istediğimi söyledim. Randevulaşıp buluştuk… Biraz Yeşilçam’ı, biraz bugünü, ortadan kayboluşunu, sonra yeniden dönüşünü konuştuk…

/

Bir tuval iki tablo

“Hakikat dokunabileceğimiz bir şey değildir” diyen Çiftçi’ye göre hakikate ulaşabilmek için çoğu zaman çaba ve emeğin yanı sıra bakış açımızı değiştirmemiz; yeni fikirlere açık olmamız gerekiyor...

/

Blues’in sufi hali

Ney ile Nazım Hikmet’i buluşturdu, Fazıl Say’ın piyanosuna üfledi, Tac Mahal gösterileri ile herkesi büyüledi. Kudsi Ergüner’in yolculuğu bilinen bir istikamete doğru gidiş mi, yoksa bu bir tür arayış mı?

/

‘Bir fırtına daha istiyorum’

Gümüşsuyu’na doğru yürüdük. Rampalar aştık, yokuşlar çıktık. Bir müzisyenin hayatı gibiydi bu sokaklar... Semtin dik merdivenlerine ‘bana mısın’ demedi amca. Zirvede olmak iyi gelmiş olmalı. 50’den sonra gelen şöhreti konuştuk...

/

Salman: Onurlu yaşıyorum

Fransa’ya vize alamayınca konsolosluk önünde eylem yaptı. Ardından da sokakta yıpranmış halde görüntülenince, “Salman’ın hali perişan” diye yazıldı, sonrası flu kaldı. “Nesi var” diye merak edip, çaldım kapısını...

/

‘Bellek yitimi yaşıyoruz’

Evlerinde ilk defa bir gazeteci ağırladıklarını öğrendiğimde, doğrusu rahatım bozuldu, nereye oturacağımı, elimi nereye koyacağımı bilemedim. Ama bu durum, sohbeti biraz daha uzatmama engel olmadı...

/

Kıraç’la tufan zamanı

Gün gelip evrenin bir yerinde saklı kalmış güzel şarkıları dinleyemeyeceği için üzülen biri o… Bu nedenle son albümünü henüz duymadığı şarkılara, bir deli rüzgâra; en çok da ikisini ve her şeyi yaradana adamış Kıraç…

/

‘Popüler olmam, sisteme bağlı’

Dolmabahçe’de buluşmak, ikimizi de iyi gelmişti… Konserden konsere koşmuş, Haluk Levent’i de geçerek Türkiye sınırları içerisinde en çok konser veren müzisyen olmuştu. Buna rağmen hala popüler değildi!

/

‘Ben de Zazaca isterim’

Bir Mahsun Kırmızıgül’ümüz vardı artık. “Alem buysa kral benim” dediği günden beri, hep birilerine dargın, kavgalı, küs. Tam türküler yükselişe geçmişken, ‘alelacele’ türkü albümü çıkarınca, eleştirileri okları bir kez daha ona döndü...

/

‘Türkülere bir şey olmaz’

Bu kadar besteyi zihninde tutmayı beceren birinin “müzik benim yaşam biçimim” demesi gerekir ki, o da zaten öyle söylüyor. Bir tarza ait olmaktan daha çok, türküleri ve kendi şarkılarını seslendirmek istiyor Uğur Murathan...

Ses mirasına saygı projesi

“Bayburt Halk Müziği” projesi şehrin arşivlerinde unutulan, ilgisizliğe terk edilen müzik varlığını anımsatmayı ve yeniden erişilebilir kılmayı hedefliyor...

/

‘O Karacaoğlan benim’

Yücel Arzen’le buluştuk Unkapanı’nın soğuk koridorlarında. “Zincirin son halkasıyım” diyen Arzen, “seni yaşlı cadaloz” dediği İstanbul’a 1988 yılında gelmiş. Ve “alacağın olsun İstanbul” demesi için 14 yıl geçmesi gerekmiş...

/

‘Mesele dönmek değil’

O, müzikseverleri seslerin kristal dünyasına götürmeden, yanına vardım. Onu Avrupa’ya taşıyan özel yasadan müzik hayatına, klasik müzik dinleyicisine bakışından sahnede yaşadıklarına pek çok merak ettiğimi sordum…

/

Nevzuhur Türkçe Pop

‘Zor’ çıkış şarkısıydı, gerçekçi ve iç burkan tonlarıyla dillere dolandı. ‘Mavi’yi denizin derinliklerindeyken yazmıştı. Ki bu mümkün, çünkü o aynı zamanda bir dalgıç. ‘Efkârlı' ilk albümünde en beğenilen şarkı oldu. Ben ise en çok ‘Küçük Kız’ı sevmiştim…

1 3 4 5